İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

On Binler Bir Kez Daha Hrant Dink İçin Buluştu

AGOS gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ermeni gazeteci Hrant Dink'in katledilmesinin 5. yıldönümünde on binlerce insan Hrant Dink davasının utanç verici kararını protesto etmek için 19 Ocak 2012 günü bir araya geldi. 

Taksim'den AGOS gazetesi binasının önüne kadar yapılan yürüyüşte; “Katil Devlet Hesap Verecek, Faşistler Vuruyor AKP Koruyor, Hepimiz Hrant'ız Hepimiz Ermeniyiz, Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant, Bu Dava Böyle Bitmeyecek, Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganları atıldı.  

AGOS önünde toplanan kitleye Hrant Dink'in arkadaşları adına Karin Karakaşlı anlamlı bir konuşma yaptı. Karakaşlı: 

"O cenaze gününde 1915'i, Dersim'i, Maraş'ı, Çorum'u, tekmil faili meçhulleri, ihtilalleri, olağanüstü halleri, bitmek bilmez darbe girişimlerini buluşturduk. Kompartıman usulü ayrı ayrı yaşamamız buyrulmuş ne varsa, bir kıldık. Büyük oyunu onun birleştirici ruhuyla bozduk" diye konuştu.  

Eyleme devrimci ve demokratik çevreler de TC devletinin konumunu teşhir eden sloganlarıyla katıldılar. Dink katliamını sermaye içi iktidar ve çıkar kavgasında kullanmak isteyen sağlı "sol"lu çevrelerin sloganları kitlelerden hiçbir karşılık bulmadı.  

İstanbul'dan İŞÇİ BİRLİĞİ okurları, 19 Ocak 2012  

İŞÇİ BİRLİĞİ'nin Sözü: TC sermaye devletinin "hukuk"u hiçbir zaman ezilen halkların, ezilen ve sömürülen emekçi yığınların haklı taleplerinin kararlı ve samimi sözcülerine karşı adalet göstermemiştir, göstermeyecektir. Dink katliamı Türk burjuvazisinin soykırımcı geleneklerinin dolaysız bir devamıdır ama Uludere katliamının da bir kez daha kanıtladığı gibi asla nihaî halkası değildir.  

Aynı sermaye cumhuriyeti daha ilk kurulurken Suphi'lerin katliamında görüldüğü gibi iktidar için kendi aralarında kanlı bir kavga yürüten bütün burjuva çevrelerin rol aldığı anlaşılan bu katliamda, Hrant Dink'in kurban seçilmesinin başlıca nedeni onun çözümü TC devletinin ya da emperyalist metropollerin adaletinde değil, Anadolu’nun emekçi halklarının bilincinin ve ilerici geleneklerinin uyandırılmasında araması, bunu için kararlılıkla mücadele etmesiydi.  

Sermaye egemenliği katliam, soykırım, savaş ve ulusal azınlıkların daha güçlü milletler tarafından boyunduruk altına alınması ve ezilmesi demektir. Bu en gerisinden en "ileri demokratik" olanlara kadar bütün kapitalist ülkelerde böyledir. Halkların barış içinde ve kardeşçe yaşamasını sağlamış olan ve sağlayacak olan yalnızca bütün milletlerin tam hak eşitliğini kayıtsız şartsız garanti altına alan işçi sınıfı iktidarıdır, Türk, Kürt, Ermeni ve bütün emekçi halkların Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’dir. Milyonlarca insanın dünyanın dört bir yanında kapitalizme "artık yeter" dediği günümüzde kim ki bu gerçeği gizliyor veya görmezden geliyorsa, kim ki emekçi halkların umudunu 90’ına merdiven dayamış sermaye devletinin “demokratikleşmesine” bağlamayı vazediyorsa, o bir avuç asalağın egemenliğini korumak için girişilecek yeni cinayetlere, soykırımlara ve savaşlara bilerek veya bilmeyerek çanak tutmaktadır.  

İŞÇİ BİRLİĞİ 

Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.