İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Eczacıların "kepenk kapatma" eylemi şerefine; Piyasacı sağlık politikalarının geleceği üzerine Kakaralar-kikiriler

Aslında bu yazı daha farklı olmalıydı. ‘neo-liberal politikalar’dan bahsetmeliydim girişte. Ardından ‘ayrıcalıklı meslek grupları’nın ayrıcalıklarını yitirmesinin öyküsünü anlatmalıydım biraz. Sonra sağlık sisteminin içler acısı halini, Temel Demirer’den ve Türk Tabipler Birliği’nin internet sitesinden aşırdığım istatistiklerle göstermeliydim. Son olarak eczacıların hemen hemen firesiz yaptığı kepenk kapatma eylemini biraz övüp, ardından da büyük puntolarla “AMA” yazdıktan sonra bu tepkinin altının doldurulmaması yani politikleştirilmemesi durumunda yalnızca ekonomik tepki olarak kalacağını ve bu hareketliliğin her hangi bir sonucunun elde edilemeyeceğini anlatmam gerekiyordu. Fakat kalem öyle yürümedi.

Tanıdık Gelecek (!) Bir Takım Öneriler: Diplomayı kapan eczacı, o diplomayı fotokopi ile çoğaltıp, istediği kadar eczane açabilsin….tabiî, her şeyi de kapitalistten beklemeyelim. Bir düzine eczane açıp bunları zincir yapana, 2 tane ‘dayalı-döşeli’ eczane de devlet açsın.

Artık ilaç fiyatları kafaya göre belirlenebilmeli ve bölgeden bölgeye, şehirden şehre ve sıkı durun dükkandan dükkana bile değişebilsin. Değil mi? İşte özgürlük budur; bir malı istediğin fiyattan satabilme özgürlüğü! Daha ne isteyebiliriz ki bir toplumsal modelden?

‘Çok önceden piyasalaşmış’ hizmetlerle eşleştirince durum komikleşiyor iyice.

İlaç Matik: Bankamatiklerin hemen yanlarına ‘ilaç-matik’ler kurmak… Böylece nöbetçi eczaneye son! Paranı at, ilacını seç.

Eczane lafı da c’sinin telaffuzunun kıllığı bir yana oldukça keyifsiz bir isim. Her şeyden önce ‘fresh’ değil.

Öneri: “schifa Markt” olabilir meselâ. Mekanın büyüklüğü ve içerisindeki ürün çeşitliliği miktarına göre “hiper”, “süper”, “mega” lafları da eklenebilir. O da olmasa EçSAne falan da olabilir belki de..

Neyse.

Fabrikadan Halka: İlaç tekelleri binalarının önüne ‘fabrikadan halka’ tezgâhları açabilsin. Tıbbi mümessiller (…) buralarda çığırtkanlık yapsın.

Ardından ‘hangi ilacı alırsan bi milyon’cular türesin işlek caddelerde. Çin malı ucuz ilaçlar alıcısını bulsun.

Bakkallarda tane ilaç dönemi başlasın. Hatta daha iyisi hani şu açık deterjan var ya onun gibi olsun. Aspirin olur mesela. Çuvalların içinde daha önceden ufalanmış, kilo işi satılsın. Örnek: “bana 200 gram aspirin” “abi 50 kuruşluk vermidon alabilir miyim?”

Sonra…

Reklamları da olmalı ilaçların. Meselâ son model bir kadın(!) dışarı çıkık ve kalın dudaklarının arasından seslenebilsin: ‘Apranax’…

Sonra şaklabanın biri isminin önüne ‘araştırmacı gazeteci’ yapıştırır ve “parol mucizesi isimli bi kitap yazar. Bu kitap en çok satanlar bölümünde raflanıp böylelikle hakikaten de çok satması sağlanır. Tabiî ilacın da…

Best Of Tansiyon: “best of” ilaçlar çıkabilir meselâ. Yani bir kutunun içinde bir tane aspirin, bir doz aferin, bir tablet novalgin… hatta çoklu hastalıklara paket oluşturulur; kalp, şeker, tansiyon sorunları için paket 1, baş ağrsı, stres için paket 2 …

İkinci El İlaç: “o kadar da olmaz” demeyin. Meselâ internet ilanları falan; sahibinden az kullanılmış aşılar… Ne hayal gücü, ne de hayal!

Unutmayalım ki sağlıkta şaka olmaz.

Serdar Sarıca 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 173631
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.