İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

İşçi Birliği Okurlarından Mektuplar

İstanbul Üniversite Hastanesinde (Taşeron) Temizlik İşçisi Olmak…

Şu günlerde TEKEL işçilerinin sorunları gündemde iken İstanbul üniversitesi bünyesinde çalışan işçilerin de çok ciddî sorunları var. Gerçi Türkiye’de işçi olup da sorunu olmayan yoktur. Çünkü günümüzde işçi olmak köle olmak gibi oldu neredeyse. TEKEL işçilerinin haklı olan davalarına hükümet ne yazık ki tepkisiz kalıyor. Ölüp gitseler, umurlarında bile değil. Çünkü hükümet ezilenlerin- yanında değil, güçlünün yanındadır. Çalışan işçiyi istediği zaman bir bahane ile işten çıkarır. Özellikle taşeron firmada çalışan işçilerin hiçbir hakkı yoktur. İstanbul üniversitesinde temizlik hizmeti veren taşeron şirket geçtiğimiz ay ihaleyi kaybetti. Şirketin hizmet süresi bitince bütün personelin işten çıkışları verildi. Dolayısı ile yeni şirket tekrar giriş yaptı. Yani yeni işe başlamış olduk. Daha önce var olan haklarımız ortadan kalkmış oldu. Yeni şirket giriş yaparken ben şu kişilerle (sendikalı) çalışmak istemiyorum deyip o kişilerin girişi yapılmadı. Ayrıca temizlik işçilerinin şefleri olan yöneticilerin yeni şirket ve İstanbul üniversitesi tarafından maaşları ve statüleri düşürüldü. Üniversite mezunu olan yöneticilerin statüleri düşürülerek, birer temizlik işçisi olarak, daha az maaş karşılığında çalışmayı kabul etmek zorunda bırakıldılar. Üstelik yeni şirket durmadan işçiye ihtiyaç olmadığını, kendilerine başka işler bakmaları gerektiğini söyleyerek yıldırma politikası uyguluyor.

Bu ülkede taşeron firmada çalışmak gerçekten kölelik gibidir. Taşeron firma, işçiyi ülke sınırları içerisinde istediği yerde çalıştırmakta özgürdür. Yani, bu gün İstanbul’da çalışan bir işçiye yarın Ankara da çalışmak zorundasın deme hakkına sahiptir. İşveren ne yazık ki, uydurma mazeretlerle istediği zaman tutanak tutarak işçiyi işten atma hakkına sahiptir. Patronun bir sürü hakkı vardır. Ama işçinin hiçbir hakkı yoktur. Çünkü bu ülkede işçi olmak ücretli köleliktir.

Temizlik işçisi olmak daha da zordur bu ülkede. Çünkü insanlar tarafından çok hor görülüyorlar. Bütün gün, pisliğin içinde canla başla çalışıp dururlar ama hiçbir hakka sahip değildirler. Kar tatili olur, devlet memuru evine erken gider ama onların gitmesi yasaktır. Erken giderse tutanak tutulur. Bayram gelir, herkes izne çıkar ama taşeron işçi işinin başındadır ve hiç bir ek mesai almadan. Yıllık izinleri gelir, onlar sadece 9 gün tatil yapabilirler. Onlar işyerlerine yarım saat bile geç gelemezler. Hırsızlık olur anında onlar suçlanır. Çünkü onlar temizlik personeli ya, her türlü pisliğin içindeler ya, kesin onlar yapmıştır gözüyle bakılır. Bu kadar dert, sorunun içinde çalışırlar ama aldıkları maaş asgari ücrettir. Açlık sınırının altında olan maaşlarını zamanında alabilseler, ona da şükredecekler. Çalıştığımız taşeron firma; şirketin durumu kötüleşti, maaşları zamanında ödeyemedi vb. bahanelerle maaşları yatırmıyor. Ne İstanbul üniversitesi ne de başka bir devlet kurumu maaşların ödenmesi için her hangi bir şey yapmıyor. Özellikle eski şirket, eski maaşlarını iki aydır ödeyemeden çekip gitti. Maaşlar bu gün, yarın yatacak denip duruldu. Ama maaşlar bir türlü yatmıyor. İşçiler ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Eylem yapsalar, artık eski şirket yok. Yeni şirket de “muhatabınız ben değilim, eğer iş bırakma eylemi yaparsanız anında sizi işten atarım” tehdidi savuruyor. İşçiler aç sefil bir şekilde çalışmaya çalışıyorlar. Çünkü artık kimsenin çalışma isteği kalmadı. Herkes bir yerlerden borç para bulma çabasında.

İşçi olmak; ezilmek, sömürülmek, bizlerin kaderi midir? Bu düzen bunu mu gerektiriyor? Adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz ne yazık ki. İnsan, yaşama şevkini bile kaybediyor. Zaten robot gibi çalışıp duruyoruz. Üsttekiler ne derse tamam diyoruz. Onlar kızmasın, sinirlenmesin, yoksa bizi işimizden atıverirler. Zaten dışarıda bir sürü işsiz gezip duruyor. Üniversiteli işsizlerin kol gezdiği bir ülkede yaşıyoruz. Gidişat kötü ne yazık ki; bilmem düzelir mi bu durum? Ama umarım eşit, adil bir dünya da yaşama olanağı buluruz. Çünkü artık biraz nefes almamız gerek. O ortam boğuyor bizi. Her geçen gün biraz daha zorlaşıyor nefes almak. Umutsuz, yaşama şevki olmayan, bir toplum oluşturulmaya çalışılıyor. Gün geçtikçe eziliyoruz, sömürülüyoruz, yok oluyoruz.

Bu gidişata dur demenin zamanı geldi. Herkes kendi payına düşeni yapmalı.

Seda Öz 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 902891
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.