İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Türkiye'deki Yabancı İşçilerin Durumu

Aynı işyerinde çalıştığım iki Türkmenistanlı işçi arkadaşla ilgili yaptığım gözlemlerin genel de olsa Türkiye'deki yabancı işçilerin çalışma ve yaşama koşulları hakkında bir fikir verebileceğini düşünüyorum.
Bu işçi arkadaşlar son derece kötü koşullar altında, herhangi bir mesai saati sınırlaması olmadan, çok düşük ücretlere ve kaçak olarak çalıştırılıyorlar. Kendi ülkelerindeki işsizlik nedeniyle Türkiye’ye gelen bu arkadaşlar iş kazalarına, hastalıklara karşı hiçbir güvenceye sahip değiller, başlarını sokabilecekleri bir evleri yok ve işyerinde yatıp kalkıyorlar. Tek amaçları bir an önce para biriktirip bu cehennemden kurtulmak ve ülkelerine dönmek.
Kaçak çalıştıkları ve herhangi bir yerde otururken ya da seyahat ederken yapılacak bir kimlik kontrolü sonrasında sınır dışı edilme korkusu altında yaşadıkları için işyeri dışına fazla çıkamıyor, adeta hapis hayatı yaşıyorlar. Dayanamayıp bir çay içmeye, gezmeye dışarı çıktıklarında, yakalanma kaygısı onları rahat bırakmıyor. Bu yüzden sosyal hayatları da oldukça sınırlı. Çalışma saatlerinde ve öğle yemeğinde bir arada oldukları diğer işçiler dışında arkadaşları yok.

Bu arkadaşların güvenini kazanıp onlarla daha fazla samimi olunca, dışarıdan asla fark edilemeyecek bazı özelliklerini öğreniyorsunuz. Bu arkadaşlar içten içe sosyalizme sempati duyuyorlar ve sorduğunuzda bunu size fısıldayarak da olsa ifade ediyorlar. Sovyet idaresinin son yıllarına denk gelen çocukluk anıları mutlulukla dolu. Anne ve babalarının sosyalizm altında çok daha iyi bir yaşam sürdüğünü söylüyorlar. Ayrıca sosyalizmden kalma bazı anlamlı alışkanlıkları da sürdürüyor bu arkadaşlar. Örneğin bizde kadınların meydanlarda polis terörüne tabi tutulması şeklinde yaşanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, annelerine, nişanlılarına, kız kardeşlerine ve ablalarına bir hediye, hiç olmazsa bir çiçek almak istiyorlar. Bunu yapamadıkları zaman kendilerini rahatsız hissediyorlar. Aynı şekilde, anneleri, nişanlıları, kız kardeşleri ve ablaları da 8 Mart’ta tebrik edilmeyi bekliyorlar. Bunlar bizim için ne kadar yabancı düşüncelerse onlar için o kadar doğal şeyler.

Yine de, sosyalizme yönelik bu sempatilerini biraz daha geliştirmek, örneğin birlikte okumak ve tartışmak istediğinizde bundan çekiniyorlar. En büyük korkuları sosyalizm davası nedeniyle ülkelerine gönderilmek. Çünkü, “Türkmenistan’da” diyorlar, “komünistlere yönelik öyle bir baskı var ki, sadece komünistleri öldürmekle kalmıyorlar, onların ailelerine de eziyet ediyorlar.” Türkmenistan, Özbekistan'la birlikte, eski Sovyet Türkistan’ı ülkeleri içinde Komünist Parti’nin illegal olduğu iki ülkeden biriymiş.

Bunları öğrendikten sonra Türkiye burjuvazisinin “Türki Cumhuriyetlere” yönelik sevgisi de daha bir netlik kazanıyor zihnimde. Türkmenistan'ın türedi burjuvazisi bir taraftan kitlelerin sosyalizm özlemini bastırmak, diğer taraftan işgücünün ucuz olmasını sağlamanın en iyi yolunun komünistleri vahşice ezmekten geçtiğini biliyor. Bu ucuz işgücü sayesinde özellikle inşaat sektöründeki Türk işadamları büyük kârlar elde ederken, “Türki Cumhuriyetlerdeki kardeşlerine” övgüler yollamayı, “Türk birliğini” yüceltmeyi ihmal etmiyorlar. Ama anlaşılan bu “Türk birliği” sadece kendi sınıf çıkarlarını gerçekleştirmeyi ifade ediyor; Türkiye’deki işçilerle eski Sovyet Türkistan’ı denilen ülkelerden gelen işçiler arasında bir dayanışmayı hatta ciddî bir iletişimi kesinlikle dışlıyor. Bu baylar kendi çıkarları söz konusu olduğunda, Türkiye’de yaşayan Türkmen, Azeri, Özbek vs. işçilerin korkunç yaşam koşulları karşısında tamamen sessiz kalıyorlar.

Türkiye'deki patronlar da (bizim patron gibi) bu ülkelerden gelen işçiler en ufak bir talepte bulunmaya kalktıklarında onlara burada "sığıntı" olarak bulunduklarını hatırlatarak aşağılamaktan, onları ima yoluyla tehdit etmekten hiç çekinmiyorlar. O yüzden sermayenin "Türkçülüğü"nün hangi sınıfların kardeşliği olduğu konusunda bu arkadaşların kafasında hiçbir yanılmasa bulunmuyor. Buna karşılık biz Türk, Kürt ve diğer haklardan Türkiyeli işçiler, kendi haklarımız için olduğu kadar, Türkiye’de kaçak olarak çalışan bu ülkelerden gelen arkadaşlarla ve en az onlar kadar kötü koşullarda yaşayan ve çalışan Ermenistan, Bulgaristan, Romanya vb. eski sosyalist ülkelerden gelen diğer işçilerin haklarını sonuna kadar savunmak için çaba sarfetmeli, onlarla bağlar kurmanın pratik yollarını aramalı ve sermaye sahiplerinin aramızdaki ulusal farklılıkları kullanarak bizi bölmesine ve yönetmesine izin vermemeliyiz. Büyük ustamızın da söylediği gibi "kapitalistleri iktidarda tutan sır, işçiler arasındaki bölünmedir."

İŞÇİ Birliği Okuru Bir İşçi 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 502645
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.