Sermayenin saldırılarına karşı tekel direnişi 1 ayı aşkın süredir Ankara’nın soğuğuna karşı devam etmekte. Ankara emekçilerinin de yoğun desteyle devam eden direniş 3 günlük açlık greviyle sürüyor.
Amasya Gümüşhacıköyü’nden direniş işçisi Birol Dost sorularımızı şöyle cevaplıyor:
İŞÇİ BİRLİĞİ: Direniş sizin için ne anlam ifade ediyor?
Benim geleceğimi temsiz ediyor. Bıçak kemikte. Çocuklarım direnişe başladığımız ilk günler “baba ne zaman geleceksiz” diyorlardı. Şimdi ise “sakın gelme hakkını alana kadar” diyor.
Bu direnişle ben kimin dost kimin düşman olduğunu anladım. Önceden TV.lerde eylem yapanları kendime çok uzak bulur hatta kızardım. Şimdi ise bize yapılanlar sonrası eylem yapan insanları haklı buluyorum.
Ben bu direnişe baş koydum ölüm köyüme gider ama yinede buradan ayrılmam.
Tayyip Erdoğan TV.ye çıkıp bizlerin 3 bin TL. aldığımızı söylüyor. Tamamen yalan. Ben 1.200 TL. alıyorum. Bordrolarımı meclise faksladım. Ama hâlâ yalan söylüyorlar. Gözlerimizin içine bakarak.
Buradan tüm Ankara halkına teşekkür ederim. Bizi ilk günden beri yalnız bırakmadılar. Sınıf dayanışması asıl bizi yaşatan. Teşekkür ederim.
Amasya Gümüşhacıköyü’nden Mehmet İmam:
İŞÇİ BİRLİĞİ: Sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Kararlıyız. Hakkımızı almadan dönmek yok. Şu anda 104 arkadaşımız açlık grevinde. Arkadaşlarımızın başına gelecek her şeyden patron Akrep PARTİSİ sorumludur.
Buradan tüm emekçilere sesleniyorum. Bizim direnişimiz tüm işçi sınıfının direnişidir. Eğer biz kaybedersek binlerce 4-C mağduru ortaya çıkacak. Bu dava artık bizim değil sizin davanız. Sınıf dayanışması bizi güçlü kılar. Ankaralı emekçiler üzerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar. Varolsun.
Amasya Gümüşhacıköyü’nden Sedat Simav:
Evde çocuklarım aç. Hepsinin psikolojisi bozuldu. Bunun suçlusu ben değilim. Bunun suçlusu AKP’dir. Bu düzendir.
Biz burada kardeşliği gördük. Kürdü, Alevisi, Lazı, Çerkesi hepimiz burda tekiz. Tayyip açılım diyor. Gelsin de açılım neymiş görsün. Ne yalan söyleyeyim buraya gelene kadar Kürd arkadaşlara önyargım vardı. Ama bakın (üstündeki Diyarbakırspor atkısını göstererek) şimdi omuz omuzayız ekmeğimiz için. Tayyip oyalanmasın açılım-maçılım diye. Birlik olursak biz açılım yapacağız Tayyip’e.
Mustafa Uçar (Tek Gıda-İş Sendikası Samsun Şube yöneticisi:
37 gündür buradayız ve hakkımızı almadan bir adım bile geri gitmeyeceğiz. Bizi bu hale getiren devlettir.
Devlet depolarındaki tütünleri yakıp geri kalan tütünü yurtdışına çok ucuza sattı. Daha sonra tütün işçilerinden tütün almadı. Amaç yurt dışından gelecek tütünlerin önü açmaktı.
Ben 19 senelik tütün işçisiyim. Gözlerimin önünde bir kuruluş nasıl peşkeş çekilir? İşçi nasıl ölüme mahkum edilir? Hepsine tanıklık ettim. Ama artık bıçak kemiğe dayandı. Biz buraya yan gelip yatmaya gelmedik. Hakkımız almaya geldik. Tüm emek dostlarıyla sınıf kardeşlerimizle bu süreci devam ettireceğiz. Sizin gibi demokrat ilerici basın hep yanımızda fakat devlet güdümlü basını aleyhimize kampanya açmış durumda. Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Sümer bize “şimdi birileri ısrarla çalışmadan yüksek maaş almak istiyor” dedi. İktidarın bu yalaka paçavra gazetesi onurlu TEKEL işçilerine iftira atmakta. Burdan onlara sesleniyorum; “yan gelip yatan senin kağıt paranı ödeyen iktidar ve onun ortağı AKP’dir. “iktidar uşakları bu gazeteler bizim onurlu geleceğimize gölge düşüremezler. Burdan tüm Ankara halkına teşekkür ederim.
Tek Gıda-İş Sendikası örgütlenme sekreteri Gürses Köse:
Bizleri gaz bombası, lağımlardan çekilen tazyikli su ile karşılayanlar bilmeli ki bu kavga yeni başlıyor. İçeride 104 işçi bunun 15 kadın olmak üzere açlık grevindeler. Eğer bu süre zarfında bir adım atılmazsa 6 bin işçiyle açlık grevine gideceğiz. Burdan tüm emek dostlarına sesleniyorum; sokağa çıkalım, gün birlik ve sınıf dayanışmasının günüdür. Sendikamızın çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından geldik. Hakkımızı almadan geri dönmek yok.
İşçi Sınıfı saldırılara en güzel cevabını veriyor. Direniyor. Ankara’nın her köşesinden gerek örgütlü gerekse bireysel destekler alıyoruz. Bu da bize sınıf dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bu direnişten çok şey öğrendik.
Röportajı Ankara’dan İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetemizin muhabirlerinden Mahir Kankal yaptı.