2 aydır şanlı bir direniş örneği gösteren Tekel İşçilerinden bir işçi ile yaptığımız röportajı konunun hassasiyeti ve bu direnişe verdiğimiz önem nedeni ile uzunluğunu dikkate almadan olduğu gibi yayınlamayı uygun buluyoruz.
İŞÇİ BİRLİĞİ (İ. B.): Kendinizi tanıtabilir misiniz?
Adım, Ahmet Alpaslan. 42 yaşındayım ve TEKEL işçisiyim. Lise mezunuyum. 2 çocuk babasıyım; çocuklardan biri ilkokul 3. sınıfa, diğeri 8. sınıfa devam ediyor.
İ. B: Kaç yıldır çalışıyorsunuz ayrıca hangi sendika ve federasyona bağlısınız?
Ahmet Alpaslan (A. A.): 20 yıllık TEKEL işçisiyim. 18 yıl Adana TEKEL Sigara Fabrikasında sonrasında 2 yıl önce TEKEL Yaprak Tütün İşletmesine gönderildim. Adana Yaprak Tütün İşletmelerinde aynı özlük haklarımızla çalıştık. Aynı ilde bazı arkadaşlar çevre illerine gönderildiler, sonraları geri getirildiler.
Türk-İş’e bağlı Tek Gıda-İş Sendikasına bağlıyız.
İ. B: TEKEL’de yaşadığınız sıkıntılar ve eylemler ne zaman başladı?
A A: Yaklaşık 4 yıl önce özelleştirmelerle birlikte eylem sürecimiz başladı. İlk ihaleye çıktığında tekliflerin yetersiz olması gerekçesiyle satış gerçekleşmedi; iptal edildi. İhaleye çıkmadan önce, özelleştirme kararıyla birlikte eylemlerimiz başladı.
İhale iptal edildikten sonra 3 fabrikanın (Adana, Malatya ve Bitlis sigara fabrikaları) kapatılması için karar alındı.
Bu kararın alınmasından sonra 40 gün işyerimizi terk etmedik; yani Adana TEKEL Sigara Fabrikasında kaldık. Fabrika işgali sürecinde Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleşti. İktidar tarafından 3 fabrikaya ilişkin kapatma kararı geri alınmak durumunda kalındı. Bu fabrikalar önce özelleştirmeden çıkarılıp kapatılmak istendi. Direnişten sonra kapatılma kaldırılıp özelleştirme kapsamına alındı.
Sonra farklı boyutlarda eylemlerimiz oldu. Bunların içinde:
- Tayyip Erdoğan’ın Adana’ya gelişi sürecinde yolunu keserek protesto etmek,
- Farklı zamanlarda Adana’ya gelen bakan ve AKP milletvekillerini protesto etmek,
- AKP milletvekili Ziyaettin Yağcı’nın Akdeniz adlı yerel TV’de asılsız iddialarda bulunması üzerine Akdeniz TV.nin basılması ve AKP’li milletvekilinin konuşmasını engellemek,
- Sendikalarımıza giderken yürüyüş ve miting yapmak,
- AKP’ye doğru protesto yürüyüşlerinde bulunmak,
- Demokratik kitle örgütleri ve emek platformuyla bir bütünlük oluşturularak ortak eylemlikler geliştirmek,
- Ülke içinden ve dışından destekler geldi. AKP dışında tüm partiler bizleri destekledi. Yol-İş, Tüm-Tis, Şeker işçileri ve TMMOB’dan destek geldi. Ayrıca KESK’ten maddî ve manevî destek gördük. DİSK gelip açıklama yaptı ve genel greve hazır olduklarını açıkladı. Cuma günleri 1 saatliğine iş bırakılıyor ve yurt çapında destek alıyoruz.Yurtdışından da destekler geldi. Latin Amerika’ya bile sesimizi duyurduk. Latin Amerika’nın çeşitli ülkelerinin ilerici kişi ve kuruluşlarından destek ve tebrik mesajları aldık.
İ. B: Daha yakın döneme gelecek olursak…
A A: Daha yakın dönem Ankara sürecidir. Sorunlarımızı dile getirmek için Ankara’ya gittik ve AKP genel merkezi önünde eylemlere başladık. O gece akşamlamak üzere spor salonlarına yönlendirildik. Sabahleyin Valilik kapıların açılmaması ve herkesin geldiği otobüse bindirilerek memleketine geri gönderilmesi doğrultusunda polislere talimatları vermiş. İşçiler olarak bu duruma müdahale ederek ve polise rağmen kapıları kırıp dışarı çıktık. Bir kısmımız AKP genel merkezinin bulunduğu yere vardı, bir kısmımız saldırılar nedeniyle ulaşamadı. Sendika bizleri Abdi İpekçi Parkına yönlendirdi. Abdi İpekçi Parkında polisler tarafından barikatlarla ablukaya alındık. Ancak sendikaya rağmen AKP genel merkezi önündeki işçi kardeşlerimizle birleşmeye karar verdik. Barikatları zorlanmaya başlanınca polis işçilere saldırdı. O anda polisin barikatları aşılamadı. AKP’nin önündeki 2000 kadar arkadaşlarımız 6-7 km yürüyerek Abdi İpekçi Parkında birleştik. 7000 işçi kadardık. Eylemimiz Abdi İpekçi Parkında sürmeye başladı. Ankara valiliği 3 gün dayanabildi. Abdi İpekçi Parkını terk etmemiz istendi; biz terk etmek istemedik. Polis bizlere saldırdı. Önce tazyikli su ve biber gazı sıktılar. Ardından dört bir taraftan gaz bombası atılmaya başlandı. Bu saldırılar üzerine birçok arkadaşımız göle atlamak durumunda kaldı. Saldırıda birçok arkadaşımız yaralandı, kriz geçirdi. Gaz saldırısından bir arkadaşımız felç oldu (Yanılmıyorsam Bitlisli bir arkadaş). Sonra dağıtıldık. Sendikanın talebiyle Türk-İş binasının önünde karargâh kurduk. Orayı terk etmiyoruz. Bugün itibarıyla 30 gün. Eylemlerimiz özlük haklarımızı alıncaya dek sürecek ve biz diyoruz ki “Ölmek var, dönmek yok!”
Bu mücadelemiz sürerken hükümet 4-C’de “iyileşme” yaptı. 4-C de 600 TL. alan bir işçi öğrenim durumuna göre 856 liraya çıkarıldı. Bunun yanında çalışma süresi 10 ayken 11 aya çıkarıldı. Ama bu 11 ay çalıştıracağı anlamına gelmiyor. En az 2 ay en çok 11 ay. Devletin insafına kalmış bir şey.
İ. B: Başbakan sizin için iki ilginç şey söyledi: Biri “yan gelip yattığınız, diğeri “yetim hakkını TEKEL işçisine yedirmeyeceğini” belirtti. Gerçekten siz yan gelip mi yatıyorsunuz, yetim hakkı mı yiyorsunuz?
A A : Biz bu zamana kadar yan gelip yatmadık. Balyalar var. İşin fazlalığından dolayı yıllık izni olan arkadaşlar izne gönderilmediler. Bu nasıl yan gelip yan yatmadır.
Biz yetim hakkı da yemedik. Çalışarak kazandık ve emeğimizle kazandığımızı yedik. Başbakanımız yetimin hakkını arayacaksa oğlu Bilal’in Gemisinde arasın.
İ. B: Basın-yayın organlarından izlediğimiz kadarıyla TEKEL işçilerin büyük bir kısmı Tayyip’in AKP’sine oy vermiş. Şimdi AKP özlük haklarınıza saldırıyor ve sorunlarınızı canlı olarak onlara duyurmak için AKP genel merkezine doğru yürüdüğünüzde saldırıya uğruyorsunuz. Bu noktada neler düşünüyorsunuz?
A A: AKP’ye oy veren arkadaşlar, inançlarını temsil eden ve sorunlarını çözecek parti olarak gördükleri için AKP oy vermişlerdir. Yaşadığımız süreç AKP’nin dinle imanla, hakla hukukla bir alakasının olmadığını, emperyalistlerin ve sermayenin partisi olduğunu görmüş olduk. İşçiler olarak emek dostlarının ve düşmanlarının kim olduğunu pratikte görmüş olduk. Bugün bir tek işçiye dahi AKP’nin işçi-emek yandaşı olduğunu kabul ettiremezsiniz. Bir musibet bin nasihat hesabı. İşçiler bir daha AKP’ye oy vermeyeceklerini net olarak belirtiyorlar.
İ. B: Yaşamakta olduğunuz gelişmeler karşısında sendikanızın tutumunu nasıl değerlendirmek gerekir?
A A: Tek kelimeyle söyleyeceksek sendikamızın tutumu yetersiz. Sendikamız alkol özelleşirken gıkını çıkarmadı. Ülkede diğer özelleştirmeler yaşanırken yine sessiz kaldı. Sigara ile son eylemlerin motoru da sendika değil, işçidir. TEKEL işçi sendikayı önüne katarak hareket ettirdi. Yoksa bunlar orayı dağıtacaktı.
İ. B: Özelleştirme saldırısı son 10 yılda hızını artırsa da 30 yıldır demoklesin kılıcı gibi başınızın üstünde sallanıyor. Sendikanız üyelerine bu yönde gereken eğitimi verdi mi. Olası saldırılar karşısında yol gösterici oldu mu?
A A: 1980’lerden bu yana saldırılar olmasına karşın sınıfı bu yönde eğitmek doğrultusunda bir çalışma yürütmedi. Hak gaspları karşısında gerekli hassasiyeti göstermedi. Çok önceleri SEKA direnirken biz işçi sınıfı olarak gidip destek verelim dedik. Sendika bunu engelledi. Bunun için destek veremedik. Sonuç olarak Tek Gıda-İş ve Türk-İş hak gaspları karşısında önemli bir iş yaptıkları söylenemez.
İ. B: Şu ana kadar yaşanan gelişmeler Tayyip iktidarının istemlerinizi dikkate almaması büyük olasılık olarak görülüyor. Bu durumda ne yapmayı hedefliyorsunuz?
A A: Özlük haklarımız verilinceye kadar eylemimiz devam edecek. 15 Ocakta oturma eylemimiz, 16’sında büyük mitingimiz olacak. Çoluk çocuğumuzla Garajlardan Sıhhiye’ye kadar yürüyeceğiz. Sonuç alamazsak Bayındır sokaktaki Türk-İş önünde oturacağız. Yine olmazsa açlık grevine başlayacağız. Sonuç vermezse ölüm orucuna gideceğiz.
Önceki Özlük Hakları ve Yapılmak İstenenler:
- Aylık 1250 ile 1350 TL. alıyordum. Yeni uygulamaya göre maaşım 850 TL’ye iniyor.
- 30 iş günlük ücretli izin kaldırılıyor.
- 1 ay ücretsiz zorunlu izin veriliyor. Ancak kalan 11 ayda çalışacaksın denmiyor. En az 2 en çok 11 ay çalışacaksın deniyor. 2 ay sonrası patronun (devletin) insafına kalıyor. Ayrıca çalışılan süre içinde 3 yakın İl’e gönderebilirler.
- Kıdem tazminatım vardı. Yeni 4-C ile elimden alınıyor.
- Sağlıktan tam anlamıyla yararlanamaz oluyorum. Örneğin hastanede 20 gün yatarsam sadece 2 gün ödeniyor. Diğer 18 gün ödenmiyor.
- Sendikal haklarım elimden alınıyor.
- Toplu sözleşme hakkı elden alınıyor.
- Daha önce 8 saatin dışında çalıştığımda mesai alıyordum. Yeni yasaya göre 16 saat çalışsak ta mesai alamıyoruz.
İ. B.: Teşekkür ediyoruz.
A A: TEKEL işçileri adına ben teşekkür ediyorum.