İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Eylemdeki Sloganların Dili -2-

1.) “Hükümet şaşırma, sabrımızı taşırma!...” sloganının özellikle 12 bin Tek Gıda-İş Sendikası işçisinin “hak kaybı 4/C” uygulamalarına karşı Ankara’da gerçekleştirilen anlamlı eylemlerinde kullanıldığı görüldü. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ortaya çıkan sorunları AKP genel merkezi önünde ve Türk-İş önünde protesto eden işçiler başbakan R. T. Erdoğan’ın “yan gelip yatıyorsunuz” sözlerine sınıfsal bir tepkiydi aslında.

Bu slogan burjuvaziye bir meydan okuma anlamı taşıyor. Fakat, söylemek durumundayız: Hükümet şaşırmıyor. Sınıfsal çıkarlarının gereğini yerine getiriyor. İşçilerin sabırlarının taşması burjuvazi tarafından lafzen bir “tehdit” olsa da, sistemi silkeleyen bir tehdit yerine de geçmez. İşçilerin haklı, meşru, mevcut haklarını koruma eylemleri işçi sınıfının diğer kesimleri ve emekçilerin dayanışması ile güçlendirilebildiği zaman sendika bürokrasisini de, devleti de ciddî ciddî zorlamaya başlar. Ne zaman ki işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği gerçekleşir-sağlanır, tutarlı işçi-kitle hareketleriyle sistem sorgulanmaya başlar, kütlesel çıkışlar yayılma istidadı kazanır, işte o zaman hükümetler şaşırmaya başlar.

2.)  Günümüzün en sık kullanılan sloganlarından birisi de şudur: “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek!..”

Evet, doğrudur, elbette o günler gelecek, devran da dönecek, yalnızca AKP değil işçi sınıfı ve emekçi halkların talepleri karşısında düşmanca yerlerini alanların tamamı hesaplarını “Halk Mahkemesi”nde verecek. Bundan asla kuşkumuz yok.

Fakat beklenen günün gelmesi, devranın dönebilmesi ve hesapların sorulması için sendikal ve siyasal alanda mücadele eden birey, grup, çevre ve örgütlerin tutarlı-somut-birlikçi-anlamlı ve ileri bir adım atması gerekir-beklenir.

Bu sloganı dillendiren arkadaşlarımızın özel iyi niyetinden asla kuşku duymuyoruz. Fakat, tekelci sermayenin gündemini uygulayan AKP iktidarının kimden yana olduğu da açığa çıkmıştır. Evet gün gelmiş, devran dönmüştür. Sıra AKP’nin (aslında sağlı “sol”lu tüm burjuva partilerinin) halka hesap vermesine gelmiştir. Ancak; doğru oturup doğru konuşacaksak; bu türden bir hesabı sorabilmek için işçi sınıfının politikada etkin siyasî bir güç ve rol alması gerekecektir. İşçi sınıfının sendikal ve siyasî birliği gerçekleşmediği şartlarda sloganlarımızın etkisi de değerini yitirecektir.

3.) “Krizin Faturasını Ödemeyeceğiz!..” veya “Krizin Faturasını Patronlar Ödesin!...” sloganı da ajitasyon olarak çok anlamlı, fakat yaşadığımız gerçeklikle pek ilişkili değil. Çünkü kapitalistler krizin faturasını işçi sınıfına, emekçilere, yoksul köylülüğe ve emekçi halklarımıza söke söke ödetmiştir. İşçi Sınıfı Hareketi ile Sosyalist Hareketin buluşup bütünleşerek anlamlı bir  hareket oluşturamadığı, özetle; birleşik-güçlü-güvenilir ve donanımlı bir PARTİ’yi inşa edemediği şartlarda krizin faturası cenahımıza çıkarılmıştır / daha da çıkarılacaktır.

4-) “Haklıyız Kazanacağız!” Bu slogan V. İ. Lenin’in 1906’daki IV. Parti Kongresindeki Menşeviklere yenilgisi nedeniyle ağlaşanlara bu durumun geçici olduğunu söylediği: “Yoldaşlar, ağlaşmayın, mutlaka kazanacağız, çünkü biz haklıyız.” uyarısından adapte edilmiş ve günümüzde önce bir sol akım tarafından kullanılmış ve giderek yaygınlık kazanmıştır. Tarihsel-sosyal haklılık sosyal pratikte doğru iş yapılarak kazanılıyor. Haklı olduğumuzu biliyoruz. Mutlaka kazanacağımız da kesin. Fakat tarihin önümüze koyduğu tüm sorunları nasıl aşacağımızı henüz yeterince bilmiyoruz. Bunu başardığımızda anılan sloganımız da yerli yerine oturtulacaktır. 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 386107
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.