Üretimin toplumsallaşmasıyla birlikte ucuz iş gücü olarak görülen, kadın iş gücü devreye girmiş, kadın bir taraftan ev ekonomisine katkıda bulunurken diğer taraftan ev içi hizmetinden kurtulamamıştır. Kadının ilk isyanı evdeki bu eşitsiz duruma karşı gelişmiştir. Bu çelişki temelde sistemle olan çelişkinin ifadesi olmuştur. Fakat erkek egemen bir toplumun kadın cinsi üzerindeki baskısı kadının bu çelişkisini direk sisteme değil, her şeyin kaynağının erkek olduğu sonucuna götürmüştür. Bu durum ise temelde yasalar karşısında hukuksal anlamda eşit olmak için sistem içi hareketlenmeleri güçlendirmiştir. Kadın karşı cins erkek egemen yapının altında ezilirken, bütün mücadelesini de buna göre şekillendirmiş, karşı cinse düşman gözüyle bakmış ve bütün kötülüklerin kaynağı olarak erkeği görmüştür. Erkeğin kendine yabancılaşması kadının bu durumunun devamını sağlamıştır. Bu nedenle kadın, kendi mücadelesinde özne olmaktan uzak durmuştur.
Kadının toplumsal yapıdaki konumunu tariflerken salt hukuksal anlamdaki eşitliği savunmak, kadının temel kurtuluşunu sağlamaz. Aksine burjuva sınırlar içine hapsederek asıl mücadele alanı olan sınıf perspektifli mücadelenin dışına itilmiş olur.
Türkiye'de kadınlar hâlâ birçok yasal ve geleneksel ayrımcılıkla karşı karşıyadır.
Hukuksal anlamda verilen birtakım haklar kadın sorunun ortadan kaldırmaz. Bu hukuksal düzenlemeler sistemin çıkarını temsil ettiği ve sistemi rahatlattığı için yapılır.
Her şeyin metalaştırıldığı ve sermayenin hüküm sürdüğü bir düzende özgürlükten, eşitlikten bahsetmenin koşulu yoktur.
Kadın sorunun gerçek çözümü sistem içi hareketlenmelerle değil, ancak kadının kendi sorunlarına sahip çıkarak, aynı zamanda sorunun asıl kaynağının burjuva egemen sistemden kaynaklandığını görüp sınıf perspektifli bir mücadele yöntemiyle kendi sınıfının karşı cinsiyle yani erkeklerle birlikte mücadele ederek gerçekleşebilir. Kadının özgürleşmesi aynı zamanda erkeğin özgürleşmesi anlamına gelecektir.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, erkek egemen toplumda; emekçi kadınların ve kadın sorununun gündeme taşındığı ve bir nebze olsun sorunun “asıl kaynağının” farkedilme şansının ortaya çıktığı bir gündür. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün burjuvazinin dayattığı senede bir gün değil, her gün akıllarda tutulması gereken bir gün olarak görülmesi, “farkedilme” aşamasından çıkarıp çözüme doğru yol alacak bir mücadele hattının örülmesine evrilecek bir güne dönüşmesi, emek eksenli bir mücadelenin ürünü olacaktır.
Bu 8 Mart’ta kadın ve erkek ayırt etmeden tüm emekçilerle alanda olmak üzere....
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun
Nihal Karanfil