İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

BALYOZ'lar, EMASYA'lar Gerçekte Kimi Hedefliyor?

4 Şubat'ta EMASYA ("Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma") Protokolünün kaldırıldığı tantanalı bir şekilde kamuoyuna açıklandı.

Emekli Tuğgenerel Haldun Solmaztürk ise Tvnet kanalındaki 2.2.2010 tarihli canlı olarak yayınlanan "Bakış Açısı" programında ilginç bir gerçeği açıklıyordu:

"Bakınız buraya EMASYA'yı tartışmaya geldik, 28 Şubat'taki olayın silahlı kuvvetlerin iç tehdit algılamasıyla ilgisi yok... EMASYA çerçevesinde sözü edilen iç tehdit böyle bir şey değil veya 1. Ordu'da 2003'te yapılan seminerde gündeme gelen ["Balyoz planı"nın tartışıldığı iddia edilen seminer kastediliyor] silahlı kuvvetlerin iç tehdit algılaması bambaşka bir şey. Bakınız, '60'lı yıllarda, ya '66 ya '67 olacak, İzmit'ten büyük işçi grupları anayolu, yani İzmit-İstanbul yolunu kullanarak İstanbul'a yürüdü. O zaman Kartal'daki Zırhlı Tugay o anayola çıktı ve bunu durdurmaya çalıştı. İşçiler tankların üzerinden yürüyüp geçtiler!... Sonra bu işçi grupları Kadıköy'e girdiler [programın diğer bir konuğu "70'te oldu o olaylar" diye düzeltiyor, Solmaztürk "evet yanılıyor olabilirim, o dönemler" diyor]. İşte o zaman EMASYA birlikleri görevlendirdi. Hiç unutmuyorum o gün gibi gözlerimin önündedir. İşçiler sopalarla askerleri kovaladılar! Yani elinde süngülü tüfekler olan askerleri sopalarla kovaladılar. Çil yavrusu gibi dağıttılar. Şimdi bunlar oldu, bunlar yaşandı. Ve bunların herbirinde de kolluk kuvvetleri yetersiz kaldı ve silahlı kuvvetler davet edildi. Fakat silahlı kuvvetler hazırlıksız olduğu için, klasik dış düşmanla konvansiyonel bir savaşa hazır olduğu, eğitimi, teçhizatı, doktrini buna göre olduğu için silahlı kuvvetler yetersiz kaldı. İşte buna bir tedbir olarak dendi ki, biz buna hazır olalım. Eğitimimizle, teçhizatımızla ve en önemlisi mülki amirlerle ve diğer kolluk kuvvetleriyle birlikte bu işi nasıl yapacağız. Bunu daha önceden planlayalım, çalışalım, kağıda dökelim, kim kimden emir alacak, örneğin ateş etme yeksini kim verecek vb. bilsin bunları bir kağıda dökelim. İşte EMASYA budur! Yani '97 28 Şubat döneminden önce de EMASYA vardı, şimdi de vardır. EMASYA planlarıyla, EMASYA protokolü birbirine karıştırılıyor. Yüzlerce, binlerce EMASYA planı vardır. Türkiye'de ne kadar il ve ilçe varsa o kadar EMASYA planı vardır. Bunlar düzenli güncelleştirilir. EMASYA protokolü sadece tek bir protokoldür." (bkz. http://tvnet.tv.tr/flv/6260.flv)

Emekli Tuğgeneral'in tarihini doğru hatırlayamadığı ama yaşadığı dehşeti o anki gibi hatırladığı bu olaylar Türkiye işçi sınıfı tarihindeki en önemli kitlesel eylemlerin yaşandığı iki gün olan 15-16 Haziran olaylarıdır. Bu anlatımlardan da anlaşıldığı gibi EMASYA protokolünün kaldırılması hiçbir şey ifade etmiyor. Başlıkta soruya cevap verelim. Balyoz darbe planları, 12 Eylül'ün Bayrak planları, il il, ilçe ilçe yapılan EMASYA planları görünüşteki hedef ne olursa olsun gerçekte daima, 15-16 Haziranlar gibi egemen sınıfları, onun emrindeki silahlı-silahsız büroksayi dehşete düşüren tarihsel önemdeki kitlesel eylemleri hangi sınıf gerçekleştirmişse ve bundan sonra da o potansiyele hangi sınıf sahipse ona ve sermayenin diktatörlüğüne karşı verilen mücadelede onun safını tutanlara karşıdır. Bir bütün olarak ezilen ve sömürülen emekçi yığınların en ufak kitlesel çıkışlarının hakim sınıf temsilcileri tarafından "sosyal patlama tehdidi", "ayaklanma provası" şeklinde damgalandığı (hatırlanacağı gibi geçenlerde "bölgede" gerçekleşen kitlesel protestolar TÜSİAD yöneticilerinden Mustafa Koç'un basın toplantısında "ayaklanma provası" olarak nitelendirilmiş ve gerekli tedbirlerin alınması talep edilmişti) bizzat bu tür kitlesel çıkışların sistemi zorlaması tehlikesine karşıdır. Kitleler ne zaman bağımsızca hareket etmeye kalksa egemen çevrelerin "demokrat" maskeleri tereddütsüzce aralanmış, gerçek çehreleri ortaya çıkmıştır. Silahlı bürokrasinin temsilcileri ise kitlelerin neden ayaklandığını sorgulamayı akıllarından bile geçirmeden ne olursa olsun müesses nizamın korunması için gerekeni yapma doktrinine kesin olarak şartlanmıştır. EMASYA protokolünün kaldırılmasını izleyen günlerde ilgili mercilerce yapılan açıklamalar bu anlamda oldukça öğreticidir. Sermaye devleti durdukça bu tür planlar isimleri değişse de her zaman hazırlanmaya el altında bulundurulmaya devam edecektir.


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 545436
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.