İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Çukurova Üniversitesi'nde İntihar Eden Temizlik İşçisi Doğan Aksu'nun Anısına

Doğan AksuBildiğiniz gibi Çukurova Üniversitesi'nde, 25 Kasım 2009 tarihinde Doğan Aksu adlı 40 yaşındaki iki çocuk babası taşeron işçisi bir arkadaş çok acı bir şekilde intihar etmişti. Aksu, intihar etmeden önce eşini telefonla arayarak, "Artık yapacak bir şey kalmadı. Bayram geldi. Çocukların ve çevremdeki kişilerin yüzüne bakacak halim kalmadı. Hakkınızı helal edin" diyerek kapatmıştı ve ardında "Lan para. Bu dünyada beni mahvettin. Öbür dünyada karşıma çıkma" yazılı bir not bırakmıştı. Aslında böyle bir not bırakmamış olsaydı burjuva basınında olayın pek bir "haber değeri" bulunmayacaktı ve zaten olayla ilgili haberlerde işçilerin içinde yaşadıkları koşullar hakkında hiçbir şey söylememeye özen gösterildi. Bazı yayın organlarında Aksu'nun kredi kartları borcu nedeniyle intihar etmiş olabileceği söyleniyordu oysa gerçek bu değildi.

Konuyla ilgili Dev-Sağlık İş sendikası tarafından yapılan açıklamada gerçek durum şöyle ortaya konuluyordu: "DOĞAN AKSU ne yapmak istemiştir de ekonomik olarak kaldıramamıştır. Onu tanıyan herkes herhangi bir kötü alışkanlığı olmadığını, ihtiyaç olmayan harcamalardan özenle kaçındığını söylemektedir. Ama işçi arkadaşımız affedilmez bir hata yapmıştır! TOKİ’nin satışa sunduğu evlerden birine sahip olmak istemiştir. Çünkü o bir işçidir, çalışmakta ve bu ülkeye hizmet etmektedir. İyi kötü bir ev sahibi olmayı hak ettiğini düşünmüştür!

LanparaEvet, hatası budur: Taşeron işçi olarak bir ev sahibi olmayı istemek. Oysa bu ülkede taşeron işçilerin ev sahibi olması bir hayaldir. Onlar sadece bir köle gibi çalışmak için vardırlar. Bu ülkeyi yönetenler açısından tek anlamları budur. Onlar ihale şartnamelerinde tıpkı medikal bir malzeme gibi alınıp satılan bir maldırlar bu düzenin gözünde.

Bu yüzden arkadaşımız DOĞAN AKSU bir ev sahibi olmak istediği için bu düzen tarafından ölümle cezalandırılmıştır. O intihar etmemiştir, bizzat taşeronluk sistemi tarafından katledilmiştir. 7 yıldır bir kamu kurumuna hizmet eden bir işçi hâlâ asgari ücretle çalıştırılıyorsa ve hiçbir güvencesi olmadan kölece çalışma koşullarına mahkûm edilmişse bu hayattan ne beklentisi kalmış olabilir?  Ya ölü gibi yaşayacak ya da gerçekten ölecek!"

Çukurova Üniversitesi'nde okuyan bir öğrenci olarak, olay günlerinde Adana'da olmadığım halde sonraki günlerde diğer işçi arkadaşlarla yaptığım konuşmalardan bazı notlar tuttum. Bunları aşağıda veriyorum.

Önce en çarpıcı olanından başlamak istiyorum. Bir işçi, şöyle dedi : "Ev-Men'in (Taşeron firma) tüm işçilere yaptığı bu. Herkesi asgari ücretle çalıştırıyor. Adam ölmüş mü kalmış mı umurlarında bile değil. Üzerimdekilere bak. Bunları bile yenilemiyorlar. Sabahtan akşama kadar çalışıp 3 kuruş para alıyoruz. Rahmetli Doğan'dan ne farkımız var? Evde hanım da çalışıyor. O da olmasa, tek yol kalıyor. O da Doğan'ın gittiği yol."

Gene Ev-Men'e bağlı olarak çalışan bir işçi, "Doğan son günlerde çok durgunlaştı. Ben demiştim bu adamda bir haller var. Ne yalan söyleyeyim aklıma gelen başıma geldi. Para para deyip duruyordu. Allah rahmet eylesin. Hayat bu, ne yapalım. Ekmek aslanın ağzında" benzeri şeyler söyledi.

Bir de kadrolu olarak çalışan bir işçi (diğerlerine nazaran maaşı ve çalışma koşulları daha iyi): "Doğan iyi biriydi. O da taşeron kurbanı oldu. Bak hiç kimse de ses çıkarmadı. Bizim üniversitenin gençlerinde de iş yok. Harçlar için eylem yapıyorlar. Peki, Doğan neden öldü? Onun hakkını kim savunacak? Herkes kendi derdine düşmüş. Öğrenciler bile kendi derdinde. İyi bir örgütlenme olsa bu sorunların hepsi çözülür. Adam ölümü göze almış zaten. Mücadelede ölmekten mi geri duracak?"

Bu işçi arkadaş haksız mı? Ne yazık ki değil. Çünkü üniversitede devrimci hatta Marksist, proletarya sosyalisti vb. olma iddiasındaki ve politik çalışma yaptıklarını iddia eden arkadaşların ciddî sorunlar yaşayan ve bilinçli öğrencilerden içten içe bir şeyler bekleyen işçilerle bağlantı kurmak için hiçbir çabaları yok. Bir işçi arkadaşın yalıtılmış ve çaresizlik duygusu içinde, paranın diktatörlüğüne dayanan bu sisteme isyan ederek intihara sürüklendiği bu olay bile, böyle bir bağ kurma yönünde hiçbir kıvılcım çaktırmaya yetmiyor ne yazık ki. İlerici öğrenciler genellikle sadece öğrenci sorunlarıyla ilgilenmeyi daha uygun buluyorlar. Bu sanırım diğer üniversitelerin çoğunda da böyle. Ancak bu durum aşılabilir ve işçilerle öğrenciler arasında karşılıklı dayanışma veya en azından iletişim kurmaya dönük anlamlı adımlar atılabilir ve atılmalı.

"İntihar etmek çözüm değildi" demek ve olayı unutmak yetmiyor! Bu arkadaş, birazcık iyi örgütlenmiş dayanışmayla intihar çözümsüzlüğü yerine mücadelenin yaşam ateşini seçebilir miydi diye kendimize sormalı ve ilerici, devrimci, sosyalist vb. olma iddiasının çok ciddî bazı sorumlulukları olduğunun farkında olmalıyız.

Çukurova Üniversitesinden İŞÇİ BİRLİĞİ okuru bir öğrenci


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 320917
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.