"... İşçi olarak çalışan herkes, çok sık olarak ‘işveren’den hoşnutsuzdur ve ona karşı şikâyetle mahkemeye ya da resmî makamlara başvurur. Gerek resmî makamlar gerekse de mahkeme, anlaşmazlığı genellikle ‘işveren’in lehine çözerler ve onun tarafını tutarlar, ‘işveren’ çıkarları karşısında bu hoşgörü, genel bir kurala ya da yasaya dayanmaz, ‘işveren’ çıkarlarının savunusunda bazen çok bazen az gayretkeş olan ve meseleyi ya ‘işveren’le dostluk ilişkileri nedeniyle ya da çalışma koşulları hakkındaki bilgisizlik ya da nihayet işçileri anlama yeteneğinden yoksunluk nedeniyle, haksız olarak ‘işveren’ lehine karar veren tek tek memurların lütufkârlığına dayanır. Bu tür haksızlıklar tek tek her durumda, işçinin ‘işveren’le anlaşmazlığına ve memura bağlıdır. Ancak fabrika öylesine bir işçi kitlesini birleştirir ve bunları o derece ezer ki, tek tek her bir durumun incelenmesi olanaksız hale gelir. Genel kurallar konur, işçilerin fabrikatörlerle ilişkisi üzerine bir yasa, herkes için bağlayıcı olan bir yasa hazırlanır ve bu yasada ‘işveren’in çıkarlarının ilerletilmesi artık devlet iktidarı tarafından saptanır. Tek tek memurların haksızlığının yerini yasanın haksızlığı alır. Örneğin şöyle talimatlar yayınlanır: işe gelmeme durumunda işçi yalnızca ücreti yitirmekle kalmaz, üstelik ceza da ödemek zorundadır, buna karşılık işçiyi işten çıkaran ‘işveren’ ona hiçbir şey ödemez; ayrıca ‘işveren’ bu talimatnameye göre işçiyi kabalık nedeniyle işten çıkarabilir, işçi ise aynı nedenle ‘işveren’i bırakamaz; nihayet ‘işveren’ para cezası verme, ücret kesintisi yapma veya fazla mesai talep etme vb. gibi birçok hak elde eder." (Lenin, Sosyal-Demokrat Parti'nin Açıklamalarıyla Birlikte Program Taslağı, Seçme Eserler, Cilt 1 İnter yay.)