Başbakanın “yan gelip yatanlar” diye nitelediği Tekel İşçileri Ankara’da kamp kurdu. Önce AKP genel merkezi önünde başlayan direniş işçilere yapılan azgınca saldırı sonrasında önce Abdi İpekçi Parkı’na sonrasında da Türk-İş genel merkezi önünde taşındı. İşlerine, emeklerine, geleceklerine sahip çıkmaya çalışan ve hemen her iki günde bir polisin azgın saldırısına uğrayan Tekel İşçileri “ölmek var, dönmek yok” diyerek direnişlerini devam ettiriyorlar.
Özelleştirme nedir?
Kamu kuruluşu statüsünde olan fabrikalar ve firmalar özel şirketlere satılarak “özelleştirilmekte”dir. Bu özelleştirmeler ile işçilerin kazanılmış hakları budanmakta, maaşları düşürülmekte, çalışma koşulları ‘esnetilmekte’dir. Devletin küçülmesi ve zarar eden fabrikaların devredilmesi denilerek özelleştirilen fabrikalar gerçekte sanayi ve hizmet üretiminin kâr eden işletmeleridir. Daha önceden özelleştirilen Demir-Çelik fabrikaları, Tüpraş PTT vb. fabrikalar ve işletmeler ile bugün Tekel fabrikaları zarar eden değil aksine kâr eden işletmelerdir. Burada amaç işçi sınıfının kazanılmış haklarını budamak, örgütlü işçileri dağıtmak, bir fabrikanın etkinlik alanını 3-5 parçaya bölüp taşeronlaştırmak ve her bir alanı ayrı bir şirkete özelleştirmektir. Yakın zamanda özelleştirilen Tekel fabrikaları da kendi içinde tütün ve yaprak mamulleri ayrı, alkollü içkiler bölümü ayrı anonim şirketlere dönüştürülerek bölündü. Binlerce işçi bu süreçte işinden oldu. Kısaca özelleştirme bir ihtiyaç, bir zorunluluk ya da işçilerin “yan gelip yatarak para kazanması”nı engellemek değil aksine emperyalist kapitalist sistemin çarklarının daha sorunsuz halde dönmesi için uygulanan bir politikadır.
4/C nedir?
İşçilerin 10 ay süreyle düşük ücretle çalıştırılması ve 2 ay ücretsiz izin yapmasını öngören ve her yıl yeniden sözleşmeyi dayatan bir çalışma şeklidir. Neo-liberal politikaların yaşama geçirilmesi sırasında gündeme getirilmiştir. Kapitalistler bunun sayesine işçi maliyetini düşürerek (düşük ücret, kıdem ve ihbarın kaldırılması, güvencesiz çalıştırma, vb.) kârını arttırmayı hedeflemişlerdir. Tekel fabrikalarını özelleştiren devlet, burada çalışan işçilere 4/C kapsamında kamu kuruluşlarına yerleştirmek istemiştir. Bu durumda hem Türkiye’nin en örgütlü kesimlerinden birini oluşturan Tekel İşçileri dağıtılmış olacak, hem de daha güvencesiz, daha düşük ücretlerle çalıştırılmaları sağlanacaktı.
Tekel İşçileri Ne istiyor?
Başbakanın “yan gelip yatarak para kazanmak istiyorlar” diye itham ettiği Tekel İşçileri öncelikle işlerine, emeklerine ve geleceklerine sahip çıkmak istiyorlar. Depodan başka bir şey yok denilen Tekeli, işçiler özel şirketlere peşkeş çekmediler ya! Her yıl Türkiye’nin ulusal gelirine 2 katrilyon lira katkı sağlayan Tekel'in bünyesinde; 7 Sigara Fabrikası, 19 Alkollü İçki Üretim Fabrika ve İmalathanesi, 82 Başmüdürlük, 11 Tuz İşletmesi ve 1 Jüt İpliği Fabrikası bulunuyordu. Fabrikalar üretim sürecindeyken kimse “yan gelip yatmıyordu.”
Tekel İşçileri 15 Aralık 2009’dan beri Ankara’da direnişteler. Kendilerine dayatılan 4/C kadrosunu kabul etmeyeceklerini ve özlük hakları korunarak kamu kuruluşlarına yerleştirilmeyi talep eden işçiler kör gözlerin görebildiği ve sağır kulakların duyabildiği fakat sermayenin temsilcilerince duyulmayan çığlıklarında “güvenceli iş” istiyorlar. Geleceklerini istiyorlar.
Burjuva Muhalefeti “işçici” mi?
Buna tek ve kesin bir yanıt vermek mümkün. Hayır! CHP’si, MHP’si, AKP’si tüm renkleri ile burjuva partileri işçi sınıfı ve emekçilerin düşmanlarıdır. Hangisi iktidara gelirse gelsin NATO, CIA, IMF, DB, DTÖ ve TÜSİAD dışında kimsenin sesini duymayacak ve işçi sınıfına kan kusturacak politikalar güdeceklerdir. Hatırlatmakta da fayda var; İzmir’de Kent Aş. İşçilerini kim işten atmıştı?
Son söz olarak; Tekel İşçileri ancak direnerek, mücadelelerini daha üst boyutlara taşıyarak kazanabilirler. Bunun başka yolu yok.
İşçi sınıfı ve emekçiler AKP hükümeti başta olmak üzere burjuva kurum ve kuruluşlarına karşı örgütlenmeli ve birleşmelidirler. Bunun için doğru zeminlerde hareket eden bir politik özneye ve sendikal harekete ihtiyaç vardır. Bunun içinde devrimci ve sosyalist güçlerin emek seferberliğine ihtiyaç vardır.
İlker Eriş