İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Ucuz İşgücüyle Gelen İşçi Ölümleri

Hüseyin Habib Taşkın

UCUZ İŞGÜCÜYLE GELEN İŞÇİ ÖLÜMLERİ

Doğayı yaşanabilir hale getirebiliriz. Her türlü sorunu kendi aramızda çözebiliriz. Ama sistem paraya dayalıysa, sömürü üzerine kuruluysa, bir avuç insan rahat etsin diye çoğunluk gözden çıkartılıyorsa o ülkede insan ayrımı var demektir.

Ülkemizde iş kazaları, iş kazaları sonucunda ölümler, yaralanmalar olmaktadır. Devletin söylediği ‘kader’dir diyerek üstünü örtmeye çalışmaları, olayı geçiştirmeye çalışmalarını kabul edilemez.

Erdoğan'ın Soma'da faciayla ilgili olarak yaptığı açıklamada: "Bunlar olağan şeyler. Bu işin fıtratında var" demesi bir avuç sermayenin keyfî, çıkarı için işçilerin ölmesi gerektiğini dile getiriyor.

Hiçbir iş kazasında patronun ya da çocuğunun öldüğünü duydunuz mu? Türkiye’de işçi ölümleri ucuz olduğu kadar, ucuz işgücüdür. Formalite can ve mal güvenliği levhaları iş alanını göz boyamak için vardır. İşçinin ölümü ya da engelli kalması hiç de önemli değildir. Biri mezara giderse, diğeri çalışamaz haldeyse, geride işsiz işçi çok olduğu için boşalan yerler doldurulur.’ Mantığı burjuvazide yatmaktadır.

Türkiye’de üretimi yapan işçidir. Zor koşulları bile aşar, emek harcar, alınteri akıtır yine de patron işçiden memnun olmaz. Patron daha çok iş, ucuz işgücü, on iki saat ve üstü çalışma ister.

Türkiye’de işçi ölümlerinde sayıca artış vardır. Bunun nedenlerini devlet sorgulamaz. Patronun hiç işine gelmez aksine işçileri hedef tahtasına koyarken öleni ve ölenleri suçlar. Oysa patron kendi işyerinde kazaların olmaması için gereken önlemi tam olarak almaz. Alınan önlemler sıradandır.

Mecidiyeköy’de Torun Center inşaatında Alimak denilen asansör içinde bulunan işçilerle birlikte 33’üncü kattan zemine çakıldı. Ölen emekçi işçilerin sayısının on olarak devletin yetkilileri açıkladı. Türkiye’de iş kazalarındaki her ölüm devletin bir ayıbıdır ve utancıdır.

Soma’da kömür için yeraltında bulunan emekçiler canlarını verdiklerinde AKP iktidarına ve kömür işletmelerinin patronuna karşı, o işyerinde çalışan emekçi işçiler ile dışarıdan gelerek destek veren insan yığınlarının göstermiş olduğu tepkiye karşılık devletin güvenlik gücü olan polis ve askerin sert tutumunu basında yer aldı. Patron ve işbirlikçilerine koruma kalkanı olduklarını Türkiye ve dünya gördü.

Mecidiyeköy’de Torun Center inşaatında Alimak denilen asansör içinde bulunan işçilerin zemine çakılarak ölmesini protesto eden çalışma arkadaşlarına ve dışarıdan gelen duyarlı kitlenin protestosuna polisin yukarıdan emir almasıyla saldırması ve şiddet kullanması akıllara şu soruyu getiriyor? Polis neden bir olay olduğunda patronların canını ve malını koruyor? Polis kimin polisi? Bu yanıtları bulmak hepimize düşer.

Her iki iş kazasında patronlar suçu işçilere atmıştır. Asansörlerin bakımını üretim duracak, para gidecek diye yaptırma, asansörlere tıka basa emekçi işçileri mezbaha gider gibi balık istifi gibi doldur. Teftişe gelen devletin memuruna rüşveti yedir. Kaza olunca da, insanlar ölünce de ‘takdiri ilahi, kaderde.’

Duyarlı ve sesini duyuran bir toplum değiliz. Beni ilgilendirmez yanımız ağır bastıkça, olan olayları insani temelde bakmadıkça iş kazalarında daha çok emekçi işçiler göz göre göre ölecektir.

Her iki kazada patronlar AKP’li çıktı. Akla gelen düşünce şudur: ‘İktidar partisinden ol! İşsiz kalmazsın, büyürsün sermayen artıkça artar. Önündeki engeli iktidar partisi ile aşarsın. Karşılıklı çıkar ilişkileriyle gül gibi geçinip gideriz mantığı ortaya çıkmaktadır.’

Elbette sömürü ve talan düzeni hep böyle gitmeyecektir. Emekçi işçiler elbette gün gelecek sermayenin karşısına kol kola çıkacaktır. Asıl hesabı emekçiler soracaktır.

14.09.2014


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 498442
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.