İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Bu TC'nin Gerçek Yüzüdür

Toprağın altından fışkıran toplu mezarlar,

Son teknoloji savaş mavnala­rından üzerlerine yağdırılan bomba­larla katledilen köylüler, bombalı provokasyonlar,

"Terörle mücadele" adı altında ardı arkası kesilmeyen ve hiçbir sı­nır tanımayan baskınlar, gözaltılar, tutuklamalar, cezalar,

"İşkenceye sıfır tolerans" adı al­tında sokak ortasında alenen uygu­lanan polis terörü ve işkence,

"İleri demokrasi" maskesi altın­da hapishanelerdeki onlarca basın mensubu, yüzlerce öğrenci, binler­ce devrimci, demokrat, yurtsever aydın ve politikacı,

Burjuva mahkemelerinin insan­larla gözlerinin içine baka baka dal­ga geçen kararları ve bu kararları kendilerinin bile inanmadığı "yargı­nın bağımsızlığı" demagojileriyle savunmaya çalışan politikacılar,

"Tek bayrak, tek millet, tek va­tan, tek dil" sloganlarıyla inkâr, im­ha, zorla asimilasyon politikasında ne pahasına olursa olsun ısrar,

En temel hakları için mücadele eden işçilere, emekçilere, öğrenci­lere cop, biber gazı, tekme, tokat, hakaret, baskı, eziyet, işkence, ha­pis,

Ezilen ve sömürülen milyonların ilk kurulduğu yıllardan bugüne ka­dar günbegün "tadına baktıkları" sermaye cumhuriyeti gerçekliği budur. AKP hükümeti geçen 9 yılda bu gerçeklikte hiçbir şeyi değiştir­mediği gibi pek çok açıdan onu da­ha da dayanılmaz hale getirdi. Fa­kat bunu geniş yığınların demokra­tik özlemlerini "ileri demokrasi", "Kürt açılımı", "12 Eylül'den hesap sorma", "militarizmi geriletme" vb. söylemlerle başarıyla sömürmesini bilerek yaptı. Yani sopayı olanca gücüyle vururken, havucu da yeri geldikçe maharetle kullanmasını bildi. Bu muazzam sahtekârlığı sah­neye koyarken özellikle arkasına aldığı "liberal" denilen burjuva ya- zar-çizer-akademisyen takımının geniş desteğinden oldukça büyük fayda gördü.

Ama son zamanlarda önde ge­len liberallerle hükümetin arası bi­raz limonî görünüyor. Liberal baylar ve bayanlara bakılırsa şu son dö­nemde o "açılımcı", o darbelere ve militarizme karşı cesaretle dövüşen o AKP ne olduysa birden ortadan kalkmış, yerine bir anda sistemle, eski devlet gelenekleriyle uzlaşan bir AKP ortaya çıkıvermiştir. Liberal proflardan biri bir TV kanalında Hrant Dink davasının kararını yo­rumlarken hayretle soruyor: o Vali'yi, Emniyet müdürünü nasıl ödül­lendirdiniz? İnsan hayretin böylesi­ne hayret etmeden edemiyor! Aca­ba bütün bunlar yeni mi oldu? AKP bugünkü uygulamalarının temelini 2005 yılında terörist "Terörle Müca­dele" yasalarında yaptığı değişiklik­lerle göz göre göre hazırlarken, bu terörist yasalarla binlerce çocuğu hapse atarken, "çocuk da olsa an­ne de olsa güvenlik güçleri gereke­ni yapacaktır" diyerek polis terörü­nü teşvik ederken, "tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek dil" naralarıyla yeri göğü inletirken, her fırsatta Alevi-Kızılbaş nüfusa karşı en geri önyargıları körüklerken, bütün bun­ları yaptığı yıllar içinde "ileri demok­ratlığına" halel gelmemiş de, ne ol­muş ki şu son birkaç ayda "devletle uzlaşan parti" olup çıkmıştır?

Gerçek şudur ki, gelinen nokta­da artık mızrak çuvala sığmıyor. AKP'nin kendinden önceki bütün sermaye hükümetleri gibi düzeni dönüştürmek için değil kurulu dü­zen içinde kendisine mümkün olan en geniş hareket alanını açmak için mücadele ettiğini artık çocuklar bile görüyor. Bu noktada liberal baylar da "sürece bakın, ayrıntılara takıl­mayın, güzel şeyler olacak, milita­rizme geri adım attırılıyor" masalla­rını artık daha fazla anlatacak yüzü bulamıyorlar. Gerçi onların bir kez daha bu masalları anlatmalara ko­yulmaları için yeni bir sermaye hü­kümetinin kurulması hatta yalnızca mevcut hükümetin yeni bir sahte "demokrasi açılımı" yapması yeterli olacaktır. Nasıl olsa kendi yarattık­ları şişirilmiş umutlar boşa çıktığın­da her zaman "ah bu kez de yanıl­dık, hâlbuki bu son hükümetin söz­lerine ne kadar güvenmiştik, ne ka­dar da demokratik konuşuyordu, daha öncekilerin hiç söylemediği şeyler söylüyordu, ama o da statükoya boyun eğdi, devlet geleneğine teslim oldu." vb vb. diyerek kendi­lerini akılları sıra kolayca aklayacak kadar geniş mezheplidirler. Ne ya­zık ki onlara yarattıkları sahte umut­ların sınıf ve tarih bilinçli, tutarlı, ör­gütlü bir politik güç de yoktur.

Sınıf ve tarih bilinçli proletarya "laik/dinci", "ulusalcı/liberal", sahte anti-emperyalist /sahte demokrat burjuvazi içindeki iktidar hesaplaş­malarına taraf değildir ve olamaz. Ne de 90'ına merdiven dayamış TC günün birinde "demokratikleşecek" umuduyla daha onlarca yıl eli kolu bağlı sermaye hükümetlerinin ya­pacağı demokratik reform kırıntıları için dua edebilir. En ileri demokratik taleplerin, tüm ulusların, ulusal, din­sel ve mezhepsel azınlıkların ve tüm dillerin tam hak eşitliğinin, tüm ulusların kendi kaderini tayin hakkı­nın tek tutarlı savunucusu devrimci proletaryadır. Fakat sınıf bilinçli pro­letarya şunu da adı gibi biliyor ki, emekçi yığınlar için demokratik öz­gürlüklerin kayda değer ölçüde ge­nişlemesi, az çok anlamlı ve kalıcı kısmî reformlar ve kazanımlar, mili­tarizmin, faşizmin, şovenizmin, ge­riciliğin gerçek anlamda geriletilmesi olsa olsa ancak kitlelerin ba­ğımsız devrimci mücadelesinin, proletaryanın iktidar mücadelesi­nin, yani varolan bürokratik-militarist aygıtın reforme edilmesi değil tamamen parçalama ve kökünü ka­zıma mücadelesinin bir yan ürünü olabilir ve asla kendi başına bir amaç olamaz.

İŞÇİ BİRLİĞİ


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 900378
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.