İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Türk Burjuvazisi Krizin Kokusunu Aldı

Bu yılın Ağustos ayına kadar Yunanistan, İrlanda, İspanya ve Portekiz’in bütçe açıklarından söz ediliyordu. Artık tüm emperyalist ülkelerdeki tüm burjuva gazeteleri Avrupa ve ABD’nin finansal sistemine yayılan bir krizden söz eder oldu.

Kapatılması olanaksız boyutlara varan bütçe açıkları nedeniyle devletler bastıkları tahvillerle ilgili taahhütlerini yerine getiremeyecek duruma geldi. Bu durum en büyük darbeyi değersiz kağıtlara dönüşen tahvilleri elinde tutan büyük Avrupa bankalarına vurdu.

Avrupa bankalarının yediği bu darbeyi fark eden ABD’li finans kuruluşları dolarlarını bu bankalardan çektiler. Avrupa  bankalarının  hisse  değerleri 3 ayda % 40 düştü. IMF, 21 Eylül’de Avrupa bankalarının 400 milyar dolarlık zararda olduğunu açıkladı.

2008 yılında olduğu gibi bankaları yine hükümetlerin kurtarması bir zorunluluk hâlini almak üzere. Devletlerin halktan topladıkları vergileri bankalara sermaye olarak vermesi (yani bir anlamda vergileri özelleştirmesi), banka bonolarına garanti vermesi gündemde. Avrupa Merkez Bankası 6 Ekim 2011’de bankalara ait 40 milyar dolar değerinde hisseyi satın alacağını açıkladı.

Burjuva iktisatçılar bankacılık sektöründeki bu krizin kredi verilmesini zorlaştıracağını, bunun da sanayi üretimine darbe vuracağından endişe ettiklerini belirtiyorlar.

Bu durum gerçekleşirse inişli çıkışlı durgunluk içerisinde olan dünya ekonomisi, henüz 2008 yılındaki fazla üretim krizi öncesi rakamları yakalayamadan bu rakamların altına düşerek yeni bir fazla üretim krizine girecek.

Dünya ekonomisindeki bu çalkantılar Türkiye ekonomisini etkisi altına aldı. Güven vermeyen Avrupa bankalarından büyük miktarda dolar ABD’ye gidince (az bulunan malın kıymeti artar) doların yükselmesi, TC Merkez Bankası’nın 5 Ağustos 2011’de yabancı para zorunlu karşılık oranlarını azaltmasına (yani bankaların dövizle kredi verme olanağını artırmasına) ve piyasaya yaklaşık bir milyar dolar girmesini sağlamasına (piyasada daha fazla dolar olması, doların değerini düşürür) yol açtı. Buna ek olarak Merkez Bankası faizleri düşürerek yatırımı teşvik etmeye çalıştı. (Not: Faiz paranın fiyatı demektir; düşük faiz daha ucuz kredi, dolayısıyla daha fazla yatırım anlamına gelir.)

Oysa Merkez Bankası o güne değin bunun tam aksi yönde hareket ediyor, patlayan cari açığı azaltmak için tüm önlemlerini sanayi burjuvazisinin yatırımlarını yavaşlatmaya yönelik alıyordu. TC devleti, ihracatla ithalât arasındaki farkın, yani dış ticaret açığının sürdürülemez boyuta gelmesi nedeniyle, içeride üretime devam etmek için hammaddeyi ve ara malları dışarıdan hem de kredi yoluyla satın alan sanayi burjuvazisinin kâr hırsına boşuna gem vurmaya çalışmış, sanayi üretimi (ve bununla birlikte cari açık) alınan tüm önlemlere rağmen artmaya devam etmişti.

TC devletinin ekonomi politikasındaki bu yüz seksen derecelik dönüşünün nedeni neydi?

TC devleti ekonomi politikasını değiştirmek zorunda kaldı, çünkü dünya ekonomisindeki gelişmeler sonucunda doların TL karşısındaki değerinin yükselmesi Türk burjuvazisi için bir kabus anlamına geliyordu. Çünkü sanayi burjuvazisinin yabancı ve Türk bankalarına toplam 220 milyar dolarlık bir döviz borcu var. Doların değeri arttıkça, burjuvanın TL cinsinden borcu da artıyor.

Ama Merkez Bankası’nın aldığı önlemler hiçbir işe yaramadı. Yaklaşık 5 milyar doları satışa çıkarmasına rağmen doların 2003 yılındaki seviyesine çıkmasını önleyemedi.

Dolar 1,3 TL’yken 1 milyon dolar borç alan bir burjuva, 1 milyon 300 bin lira borçlanırken, doların 2 liraya çıkmasıyla 2 milyon dolar borçlanmış olacak.

Sanayi burjuvazisi, dünya ekonomisindeki gelişmelerin etkisiyle, artıdeğerin bir kısmını kaybetmiş, uluslararası rakiplerine kaptırmış oldu. Zaten enerji ve hammadde Şyatlarının yüksekliğinden şikayet ediyordu. Bunun da ötesinde, üretim maliyetlerindeki enşasyonla, tüketici fiyatlarındaki enflasyon arasındaki makas açılmaya devam ediyor. Üretim maliyetlerinin % 12.1 artmasına karşılık, tüketici Şyatlarındaki artış % 6.15 oldu. Yani burjuvazi iç talep darlığı yüzünden üretim maliyetlerini tüketiciye yansıtamıyor. Ayrıca, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı bölge olan Avrupa’daki olası bir kriz önemli bir daralma yaratacak.

Bütün bunlar, burjuvazinin işçi sınıfına yönelik yeni saldırılara geçeceğini gösteriyor. Aralık ayından sonra gündeme alınacak olan iş yasalarındaki yeni değişikliklere kitlesel işten çıkarmalara, çalışma koşullarının ağırlaştırılmasına yönelik önlemlerin eşlik edeceği şüphesiz.

Mehmet İnce


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 599846
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.