İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Kapitalizmin Siyasal Ekonomisi

Gerek dünya kapitalist sisteminde gerekse yaşadığımız coğrafyada emperyalist-kapitalizmin krizi derinleşiyor. Herkes ideolojik ve sınıfsal seçimine göre krizi değerlendirmeye çalışıyor. Kriz kapitalizmin yapısal karakterinden kaynaklanıyor. Sistem, “Kapitalist Anarşi” bütün dünyada köklü çözüm yöntemleriyle aşılmadan kriz artarak devam edecektir. Burjuva diktatörlüğü, en büyük demokrasi olan Proletarya Diktatörlüğü ile yer değiştirmeden insanın ve insanlığın sosyal kurtuluşu düşünülemez. Kapitalist sistem tarihsel ve sosyal ömrünü büyük ölçüde tamamlamıştır. Bütün burjuva iktisatçılarıyla politikacıları bu konuda hemfikirdir. Fakat emperyalistkapitalist sistem hâlâ iktidardadır.

Krizin yarattığı sarsıntılar kitleleri sokağı kullanmaya götürüyor. Kapitalistler kriz ve kütlesel çıkışlar karşısında bir yandan zora ve kaba güce başvururken diğer yandan sosyalizmin tarihsel ve sosyal bir zorunluluk olduğunun üstünü küllemeye çalışıyor.

Onlar, “Kapitalizmden başka bir dünya yok!...” diye çırpınadursun, Sosyalizm, aleyhimizdeki pek çok faktöre ve her şeye rağmen insanın ve insanlığın sosyal kurtuluşunun biricik alternatifidir.

Kapitalist dünya küreselleşiyor fakat gene krizden kurtulamıyor. Her gün yeni bir şeyler üretiyor, fakat alan yok! Kapitalist emperyalist sistemin krizini aşabilmesi için petrol zengini Arap ülkeleri ile üretim zengini Çin’in onların devlet tahvillerini ve dövizlerini satın alması da çare olamıyor artık. Bunalımlarının faturasını ise, işçi ve emekçi halklara ödetmek istiyor.

Kapitalizmin siyasalekonomisi sabun köpüğü gibidir. Dünya çapında yaşanan kriz, borsa, faiz, banka oyunları kapitalist ekonominin ne menem bir ekonomi olduğunu açıkça gösteriyor. Emperyalistkapitalist hegemonlar sistemlerinin devamı için artık “Düşük Yoğunluklu Savaş Doktrin ve Stratejileri” yerine “Üçüncü Dünya Savaşı” çıkarmayı planlıyor. Bütün göstergeler bunu kanıtlıyor.

“Düşük Yoğunluklu Savaş Doktrin ve Stratejileri” Sovyetler Birliği deneyiminin geçici çözülüşüyle, Balkanlar’da, Kafkasya’da, eski SSCB cumhuriyetlerinde, Afrika’da, Asya’da, Amerika kıtasında, Yakın Doğu’da ve Bölgemizde yeterince denendi ve sınandı. Hegemonlar tutarlı bir tarih ve sınıf bilinçleriyle; insanın ve insanlığın yeniden ayağa kalkacağından, örgütlenip bütün dünyada iktidara talip olacağından son derece emindirler. Korkuyorlar. Bu yüzden tahkimatlarını yapmaktadırlar. Onların, teknikte, teknolojide ve bilimsel buluşlardaki yenilikleri de yanına alarak yaptığı yalnızca bir “vitrin düzenlemesidir.” Kapitalizm gidicidir. Sınıf mücadelesi yeni sosyalist devrimleri gündeme taşımaktadır.

Kitleler bütün dünyada talep ve ihtiyaçlarıyla ayaktadır. Afrika, Asya, Amerika kıtasında, Yakın Doğu’da, Bölge’de ve Avrupa’da bunun örnekleri giderek çoğalıyor. Kitleler haklı gerekçeleriyle emperyalistkapitalizmi sorguluyor. Ayaklanıyor. Emekçi halk hareketleri giderek artıyor. Hak arama, grev ve direnişler yaygınlaşıyor. Kitlesel çıkışların ise bir önemli eksiği var: Onlar da “Öndersizlik Krizi” yaşıyor. Kitleleri iktidar perspektifiyle seferber edecek ve kurmaylık görevini üstlenecek bir örgüt eksikliğimiz, bu çıkışların içinde henüz nüveler halindedir. Devrimci görev bu nüvelerimizi buluşturup bütünleştirmektir.

Burjuva basını bile krizin verilerini bir bir sıralıyor: “Borsa çöktü, dolar uçtu, altın coştu!..”, “Dış ticaret açığı daha da açıldı!..”, “Bankalar kârlarını ikiye katladı!..”, “Otomotiv krizden kârlı çıktı!..”, “Petrolcüler zarar etmedi!..”, “İşten çıkarmalar hızlandı!..”, “Mesken kredisi alanlar borçlarını ödeyemedi. İcra takipleri çoğaldı!..”, “Trafik kazalarında ölümler arttı!..”, “Deprem, sel, heyelan ve diğer doğal afetler can ve mal kaybı getirdi!..”, “Doğamız tahrip edildi!..”, “Cinayetler, intiharlar arttı!..”, “Kadınlara şiddet ve taciz olayları çoğaldı!..”, “Çete, mafya, şike, rüşvet, ihtikâr, dolandırıcılık, emniyeti kötüye kullanma, hırsızlık, fuhuş, uyuşturucu vb. olayları ayyuka çıktı!..”, “Siyasî ve adlî tutsaklara mevcut cezaevleri yetmez oldu!..”,

“İlerici basınyayın faaliyetlerine karşı baskı çoğaldı!..”, “Kürt-Türk karşıtlığı giderek daha da körüklenmeye başlandı!..”, “Şoven ve sosyal-şoven duygular giderek kabardı!..”, “Sisteme karşı en doğal ve demokratik, siyasal ve sendikal hak arama, grev, direniş, boykot vbg. hukuk yoluyla mücadelesinin önü fiilen ve keyfî yöntemlerle kesilmeye başlandı!..”, “Sistemin çürümemiş bir kurum ve kuruluşu kalmadı!..”, “İşsizlik ve pahalılık arttı!..”, “Türk parası son iki ayda yüzde 21 değer kaybetti!..”

Bu tablo karşısında bütün namuslu ve ilkeli insanlara seslenmek zorundayız: Asla felâket tellalı değiliz. Fakat yaklaşan felâketi görmek durumundayız. Ayrıca asla tükenmeyen devrimci nüvelerimizin ne harikalar yaratacağının da bilincindeyiz. Kapitalizmin baskı ve terörüne karşı örgütsel güvencelerimizi hızla gerçekleştirmeliyiz.

Kimi burjuva teorisyenleri; “Marx haklıymış!..”, “Kapitalizm kendi sonunu hazırlıyor!..” diyerek, kimi Marksist geçinen iktisatçılar ise kapitalist sistemin devamı için sömürücülere “akıl” vererek Devrimcilerin, Komünistlerin tarihsel, sosyal, sınıfsal, ideolojik haklılıklarımızın önünü kesmeye çalışmaktadır. “Sol Cenahımız” bu günkü konumuyla burjuva diktatörlüğünün şu ya da bu düzeydeki saldırılarını göğüsleyemiyor. Bu haliyle de göğüsleyemeyecektir. Somut durumun somut tahlilinden hareketle “nesnel gerçekliği” doğru tanımlamalıyız.

Kolektif çabalarımızla ürettiğimiz İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetemizin hemen her sayısında “İşçi Sınıfının Siyasal  ve  Sendikal  Birliği”,  “Tek Parti, Tek Sendika, Tek Gençlik Örgütü” ve “Komünistlerin Birliği” ilkelerimizi, şiarlarımızı boşuna tekrar etmiyoruz. Bilince çıkardığımız öngörülerimiz giderek yaygınlaşıyor, tartışılıyor ve de sahipleniliyor.

Kapitalist anarşiye karşı: Birleşik, ciddî, güçlü, güvenilir ve donanımlı Kurum ve Araç’larımızı üretip işbaşı yaptırmadan burjuva diktatörlüğünün sömürü, baskı ve terörünü geriletip aşamayız. Ancak böylelikle; Kurum ve Araç’larımızı üretip işbaşı yaptırarak hâkim gerici sınışara: “Gücün yetiyorsa gel bizi kuşat!..” diyerek meydan okuyabileceğiz.

Sırrı Öztürk


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 461762
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.