Burjuva basın-yayın faaliyetleri işçi sınıfı ve emekçilerin bilincini bulandırmak için ikiyüzlü yalanlarına yenilerini eklemekte çok beceriklidir. Nasıl mı? Örnekleyelim:
1.) Hâkim gerici-sömürücü sınıflar ve sözcüleri “Polis rejimin teminatıdır” diyor.
Amenna doğrudur. IMF ve DB’nın 7-8 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği toplantılarda gösteri ve miting haklarını kullanmak isteyenlere karşı uyguladığı şiddet yöntemlerinde “polis devleti”nin nasıl bir “teminat” olduğunu gördük. İzmir ilinden getirilen yeni Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın eskisini (Celalettin Cerrah’ı) asla aratmadı. Gaz bombası, cop, panzer teçhizatlı polis teşkilâtı İstanbul sokaklarında protesto haklarını kullanan birey, grup, çevre, örgüt, parti, sendika üyelerini dayak seanslarından geçirdi. 1 Mayıs eylemlerindekini aratmayan devlet terörü ile yeni bir prova daha gerçekleştirdi.
2.) “TSK rejimin teminatıdır” TSK 1908’lerden ve TC’nin kuruluşundan bu yana siyasetin içindedir. Kapitalist devlet militarizm sayesinde ayakta kalabilmektedir. TSK işçi sınıfı ile emekçi halkların talepleri karşısında sistemin çıkarları doğrultusunda taraftır. Kürt ulusal hareketinin burjuvaziyi rahatsız etmeyen “demokratik cumhuriyet” türünden taleplerini dahi silahlı yöntemlerle çözmekten yanadır.
3.) Burjuvazinin kendilerine açtığı kanallarda “demokrasi” adına kalem oynatan liberal “solcu” takımı “AKP ‘demokratik açılım’larıyla muhafazakâr devrim yapmıştır.”, “Darbe-cunta-çete heveslilerini ‘Ergenekon’ davasıyla yargılamaya başlamış ve açığa çıkarmıştır.” yollu yaveleriyle hem kendilerini, hem de kitlelerin bilinçlenmesini köreltmeye başlamıştır.
AKP; ABD-AB emperyalizminin, yani NATO’cu, IMF’ci, DB’ci, DTÖ’cü hegemonların programlarını uygulamaktadır. Kimi liberal “sol”cuların yağlaya ballaya yücelttiği gibi “devrim” yapmamıştır. AKP ne “demokratik açılım” yapabilir ve ne de darbe-cunta-çete girişimlerini yargılayabilir. ‘Ergenekon’ davası, kapitalist devletlerin asla vazgeçmeyeceği ve cılkı çıkan “Derin Devlet”in safralarını ayıklayıp daha yetkin ve donanımlı “Derin Devlet” yapılanmasının oluşturulmasından ibarettir.
AKP gibi iktidarlar ne darbe-cunta-çeteleri yargılar, ne “derin devlet”i açığa çıkarır ne de yargılar. Darbe-cunta girişimleri örgütlü işçi sınıfı ve emekçi halkların birleşik-organize gücü ile kırılır.
Devlet tekelci kapitalizminin (uluslarötesi tekelci sermayenin) “yüksek” çıkarlarını koruyup kollamakla mükellef iktidarlar darbe-cunta girişimlerini yargılayamaz. Bunu ancak Devrimciler-Komünistler Halk Mahkemesi’nde yargılar. Burjuva iktidarlarını geri adım atmaya, reform yapmaya zorlayacak ve de kapitalizmi aşacak bir sosyal muhalefet odağı inşa edilemediği şartlarda faşist-faşizan niyetler öne çıkar.
Sistemin işçi sınıfı ve emekçi halklar üzerinde “rahatlıkla” uygulayageldiği devlet terörü kitlelerin “sosyal uyanışı” ve bu yolda ödenen büyük bedeller karşısında artık dikiş tutturamaz bir noktaya gelmiştir. “Açılım” yutturmacıları başta AKP olmak üzere sağlı “sol”lu burjuva partilerinin gerici ve halk düşmanı yüzlerini maskelemeye yetmemektedir.
Sistemin baskı araçları, mantığı ile işleyiş kuralları nasıl kırılır?: İşçi sınıfı ve emekçilerin politika sahnesine çıkıp birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı örgütlerini oluşturmasıyla…
İŞÇİ BİRLİĞİ