30 Temmuz-1 Ağustos 2010 tarihleri arasında, Altınoluk Belediyesi’nin düzenlediği Yaşama Saygı Festivali’nin 31 Ağustos Pazar günü Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği panelin bir kısmına “kulak misafiri” olma talihsizliğini yaşadım. Panelin genel konusunu bilmiyorum fakat ben dinlerken konuşmacı “düşünce özgürlüğü”nden bahsediyordu. Bir süre çeşitli örnekler vererek insanların düşüncelerinde hür olmalarının ve istediklerini söyleyebilmelerinin üzerinde durdu. Ben de içimden “ilerici bir adammış” diye düşündüm. Fakat konuşmacı bir süre sonra ama diye eklemeyi de unutmadı; ama halkı ayaklanmaya sevk edecek düşünceler de yasaklanmalı! Benim "ilerici" gözle kaş arasında dört dörtlük bir faşiste dönüşmüştü. Hangi "düşüncenin" yanında olduğu ortaya çıkıvermişti, sermayenin yanında olduğu anlaşılmıştı. Benim yaptığım çıkarımı diğer izleyiciler de yaptı mı bilemiyorum ama şu da bir gerçek ki işçi sınıfı kurtuluşunu ayaklanmaya başvurmadan gerçekleştiremeyecektir. Düzenin zorbalığı "düşünce" düzleminde de devam etmektedir.
Yalova'dan bir İŞÇİ BİRLİĞİ okuru