İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

12 Eylül’ün Sendikal Yasakları Neden Getirilmişti? (Sermaye Sözcülerinin Kendi Sözleriyle)

Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, yasakların “geçmişteki tecrübelere” (yani işçi sınıfına karşı mücadelede edinilen tecrübelere) dayandığını savundu ve değişikliklerin yüce sermayenin kutsal “mülkiyet hakkı”yla bağdaşmadığını söyledi. İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük de 12 Eylül’ün sendika ve grev yasalarını savundu. İşçi sınıfının tüm örgütlülüğünün yok edilmesine ve baskı altına alınmasına dayalı bu yasaların “çatışmacı anlayışın yerine uzlaşmacı ve diyaloğa açık” (yani patronun mutlak tahakkümüne açık) anlayışın gereği olduğunu söyledi. TİSK Yönetiminden Bülent Pirler “1982 Anayasamız özellikle toplumsal alanda kapsamlı düzenlemeler içermekte olup, en az çatışmaya (yani işçilerin en az mücadele etmesine) sebebiyet verme amacıyla yürürlüğe konulmuştur. Tarihsel süreçte gözlendiği üzere, Anayasa ile birlikte siyasi ve sosyal alanda önceki dönemle kıyaslandığında azımsanamayacak ölçüde az çatışma yaşanmış, bu yolla ülkenin ekonomik alanda sağladığı büyük atılıma uygun ortam sağlanmıştır” buyurdu ve o da gururla 12 Eylül’ü savundu. Şantaj referandumunda “hayır”ı savunarak kendi kuyruklarına takılan sendikaları kastederek “Son günlerde bazı işçi sendikalarının da Anayasa değişikliğinin çalışma hayatına etkilerine yönelik olarak camiamızla paralel düşünceler dile getirmeleri memnuniyet vericidir.” diyerek onların da hakkını vermeyi ihmal etmedi. Patronların her koşulda övgüsüne mazhar olmayı başaran, hatta “ülke vizyonumuz TÜSİAD’la aynı” (DİSK Başkanı Çelebi Süleyman) diye gururla demeç veren bu sarışın sendikaların müstehakını da işçiler er geç verecektir. 

TİSK Yönetim Kurulu Üyesi Solmaz Coşkun hanımefendi ise, bu yasakların kaldırılmasının “Politize olmuş sendikaların kendi amaçlarına” yönelik eylemlerine, “çok keskin bir sınıf ayrılığı fikri oluşturularak, çalışan kesimde servet düşmanlığının yaratılması”na (sanki bu ayrılık gerçek hayatta yokmuş ve bunu fikirler oluşturuyormuş gibi) varacağını söyledi. 12 Eylül’de bu yasakları getirerek “Devlet, böyle bir kaos döneminde, düzenleyici, dengeleyici ve sosyal tarafların haklarını koruyucu görevini yerine getirmiştir” dedi. Devletin bu“koruyucu görev”ini nasıl icra edildiğini, o dönemi inceleyenler, gerileyen işçi ücretlerine, kapatılan sendikalara, işkence ve ölüm istatistiklerine bakarak görebilirler. Bu hanımefendi, ağlamasını, değişikliklerin aynı zamanda“güçlü sendikaların zayıflamasına” (işçilere karşı güçlü diye okuyun) ve “sarı sendikacılığa” (!) neden olacağını savunarak bitirdi. Sanki zaten bu yasakların amacı sendikacılığı zayıflatarak sarı sendikacılığı teşvik etmek değilmiş gibi ve sanki bizzat “uzlaşmaya açık” sendikacılığı öven kendi kardeşleri aynı dergideki sözleriyle bunun hâlihazırdaki varlığını teyit etmiyormuş gibi.

İŞÇİ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ
 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 968314
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.