1. Çeşitli işçi-kitle çalışmalarında, grev, direniş ve eylemlerde sıkça kullanılan sloganlardan birini de sendikaya üye oldukları için topluca işlerinden atılan Düzce’deki KİPA işçileri söyledi ya da sendikacılar tarafından işçilere söylettirildi: “KİPA İşçisi Yalnız Değildir!..”
Bu slogan aracılığıyla işçi sınıfının sendikal birliğinden yana olan güçlerin hem bu eylemi sahiplenerek dayanışma göstermesini hem de patronlara “yalnız değiliz” mesajı verilmek istendiğini anlıyoruz. Sınıflar mücadelesinde iktidardaki sermaye sınıfını tehdit etmek, gasp edilen haklarımızı elde edebilmek için donanımlı örgütsel güvencelere ihtiyaç vardır.
“İşçi Sınıfı Yalnız Değildir!” sloganının yerini bulabilmesi ve de sınıfsal çıkarlarımızın gerçekleşebilmesi için sıkça tekrarladığımız “İşçi Sınıfının Sendikal ve Siyasal Birliği” davasının gerçekleşip, maddî bir güce dönüşmesi gerekecektir. İşçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğinin maddî bir güce dönüşmesiyle hâkim gerici sınıfların sendika ve işçi düşmanı politikaları geriletilir ve aşılır.
Günümüz şartlarında işçi sınıfının sendikal mücadelesi bilinçli çabalarla bölünüp parçalanmıştır. Sendikalar birer “devlet sendikasına” hatta “devlet kurumuna” dönüştürülmüştür. İşçi sınıfı, devrim, sosyalizm, komünizm adına dövüştüğünü iddia eden örgütler de bu yolda politika üretememektedir. Burjuva, küçükburjuva “sol” örgütlerin işçi sınıfını yanıltıcı örgütlerine cömertçe açılan güzergâhta bu sorunlar daha da çıkmaza sürüklenmektedir.
Bu durumda nesnel gerçekliği tüm açıklığıyla söylemek durumundayız: İşçi sınıfı yalnızdır. Bir yandan burjuvazinin baskı ve terörüyle, diğer yandan sendikal ve siyasal parselasyonlarla işçi sınıfı yalnız bırakılmıştır.
İşçi sınıfını politika dışında tutan ve politikasızlaştıran sağlı “sol”lu tüm
politikaları açığa vurup işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği için mücadele etmeliyiz.
2. Kitle eylemlerinin âdeta ortak sloganına dönüşen “Faşizme Karşı Omuz Omuza!..” konusunu nesnel gerçekliği içinde irdelemek durumundayız.
Ulusal ve evrensel ölçekte sıkça tekrarlanan bu sloganın sınıflar mücadelesinde bir tarihselliği var. Uluslarötesi tekelci sermaye dünya genelinde iktidardadır. İşçi sınıfı ve emekçi halklarımız tekelci sermayenin faşist-faşizan tehditleri altındadır.
Sermaye sınıfının diktatörlüğünden zarar gören herkesin (birey, grup, çevre ve örgütlerin) yan yana durması, deneyim aktarımında bulunması, birbirinden öğrenmesi ve birlikte yürümesi gerekiyor.
Kolektif aklı, kolektif bilinci ve kolektif eylemi örgütlememiz gerekiyor. “Faşizme Karşı Omuz Omuza!..” sloganımızı işte bu türden örgütsel güvencelerimizi inşa ettiğimizde kullanmalıyız. Ancak işte o zaman bu sloganımızı kullanmayı hak edeceğiz.
Günümüz şartlarında burjuvazinin baskı ve tehditleri karşısında sendikal ve siyasal alandaki duruşlarımız hiç de iç açıcı değildir. Bizimkilerin değil, hep onların dediği olmaktadır. Sloganlarımızın tutarlı-somut-amaçlı olması esastır. Yoksa güzel tasarlanmış birer söz dizini olarak kalmaya mahkûm olurlar.
İŞÇİ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ