Madenlerde yaşanan “kaza”lar ve işçi kıyımları haberlerini okuduğumuz bir dönemde sessiz sedasız ve gizlenmeye çalışılarak hazırlanan maden yasası 10 Haziran 2010 tarihinde mecliste görüşülerek yasalaştı. Basına yansıyan bazı maddeleri İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi olarak biz de yorumladık. Ortaya çıkan sonuç burjuva basınında ifade edildiğinin aksine ülkenin ormanları, koruma altındaki alanları ve kamu yararına ilişkin olumlu yanları olmamakla beraber iş sağlığı, güvenliği ve iş güvencesi konusunda işçilere kazanımlar sunmuyor. Yaşanan kazalarda ortaya çıkan ölümler konusunda “önlem” getireceği “müjdesi” ile sunulan yeni kanun bir sürü çevre yıkım ve yağma projelerine zemin hazırlıyor.
Öncelikle devlet ormanlarında ve koruma altında olan bölgelerde maden arama ve işletmeleri Çevre ve Orman Bakanlığı izni ile ihale yoluyla açılabilecek. Çevre ve Orman Bakanlığı gerekli gördüğü hallerde bu yetkisini il özel idareye verebilecek. Yani işin özeti kamusal alanlar “ihale” ile maden “arama” ve “işletme” gerekçesi ile özelleştirmelere açılacak.
Sit alanlarında yapılacak maden faaliyetleri “Bilimsel ve teknik değerlendirmelere göre çevresel etkileri, alınacak önlemlerle giderilebilecek düzeydeki madencilik faaliyetleri kısıtlanamaz” denilerek koruma altında olan alanlarda sözde “bilim” insanlarının sözde raporları doğrultusunda sermayeye peşkeş çekilecek.
Maden işletmelerinin faaliyetlerinin “kamu yararına” yönelik faaliyet gösteren diğer yatırımlarla karşı karşıya gelmesi durumunda başbakanlık müsteşarı başkanlığında oluşturulacak bir kurul tarafından karar verileceği ifade ediliyor. Bu kararın maden işletmesinin aleyhine sonuçlanması durumunda maden işletmesinin uğrayacağı zarar ve o ana kadar harcadığı tutarın devlet tarafından karşılanacağı belirtiliyor. Diğer bir deyimle maden şirketleri korunmuş, yaptıkları tüm faaliyetleri de güvence altına alınmış oluyor.
Yasanın iş sağlığını güvence altına aldığını iddia edilen maddesinde ise iş sağlığı ve güvencesi tamamen alt “işveren”in insafına bırakılıyor. Yeni yasa önceki yasada da var olan rödövans (maden işletmesinin kiraya verilmesi) ile ilgili olarak bu maddeyi “Madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili idarî, mali ve hukukî sorumlulukların rödövansçıya ait olacaktır” şeklinde düzenlemiştir. Bu da gösteriyor ki yeni yasa işçi ve emekçileri değil tamamen ulusal ve uluslararası maden şirketlerinin haklarını güvence ve koruma altına almıştır.
İş sağlığı ve iş güvencesi başta olmak üzere maden işçilerinin sorun ve talepleri ne AKP hükümetince ne de öncesi ve sonrası sermaye iktidarlarınca karşılanacaktır. Maden işçilerinin sorun ve taleplerinin çözümü örgütlü bir duruş ve örgütlü mücadele ile gerçekleşecektir.
İŞÇİ BİRLİĞİ