"Sadece belirli bir sınıf, yani kent işçileri ve genelde fabrika işçileri, sanayi işçileri, tüm emekçi ve sömürülen kitleyi, kapitalist boyunduruğu alaşağı etme mücadelesinde, bizzat alaşağı etme sürecinde, zaferi koruma ve sağlamlaştırma uğruna mücadelede, yeni, sosyalist toplumsal düzeni yaratmada, sınıfları tamamen ortadan kaldırma uğruna tüm mücadelede sevk ve idare edebilecek durumdadır. (Parantez içinde belirtelim: Sosyalizmle komünizm arasındaki bilimsel fark sadece, birinci sözcüğün, kapitalizmden çıkan yeni toplumun ilk basamağını, ikincisinin, bu toplumun daha üst, bir sonraki basamağını tanımlamasından ibarettir.)
... Tüm "emekçiler"in bu iş için eşit ölçüde yetenekli olduklarını var saymak, en boş lafazanlık ya da Nuh-u nebiden kalma, Marksizm öncesi sosyalistlerin hayali olurdu. Çünkü bu yetenek kendiliğinden oluşmaz, aksine tarihsel olarak ortaya çıkar ve yalnızca kapitalist büyük işletmenin maddî koşullarından ortaya çıkar. Kapitalizmden sosyalizme giden yolun başında bu yeteneğe sadece proletarya sahiptir. Proletarya sırtındaki bu dev görevi yerine getirebilecek durumdadır, çünkü birincisi, uygar toplumun en güçlü ve en ileri sınıfıdır; çünkü ikincisi, en gelişmiş ülkelerde nüfusun çoğunluğunu oluşturur; çünkü üçüncüsü, örneğin Rusya gibi geri kapitalist ülkelerde, nüfusun çoğunluğu yarı-proleterlerdir, yani sürekli olarak yılın bir bölümünü proleterce yaşayan, sürekli olarak geçimlerinin belirli bir bölümünü kapitalist girişimlerde ücretli emekle kazanan insanlardır."
Lenin
(Büyük Başlangıç, Seçme Eserler Cilt 9, çev.: S. Kaya, İ. Yarkın, İnter Yayınları)