İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Türk-İş’e Göre İşsizliğin Nedeni Yoksul ve Emekçi Halkmış!

Geçtiğimiz günlerde Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) tarafından yayınlanan “Türkiye’de istihdam ve işsizliğin önlenmesi” başlıklı raporda Türkiye’deki işsizlik ve istihdam sorununun nedeni nüfus artışı olarak belirlendi! Meğer Türkiye’de işsizlik ve istihdam sorununun çözümü kör göze parmakmış da fark eden yokmuş! Neyse ki işçi ve emekçilerin kadim dostu Türk-İş bu sorunun çözümüne son noktayı koydu! Yaşanan son kapitalist krizle birlikte 1 milyona yakın insan işsizler kervanına katıldı ve kişi başına düşen millî gelir 60 yıldan bu yana ilk defa bir önceki yıla göre düştü, yine resmî işsizlik oranı %11 den %14 yükseldi ve daha da yükseleceğinden şüphe yoktur. Kapitalist kriz ortamından gittikçe yoksullaşan emekçi halk kitleleri özelleştirmeler, taşeronlaşmalar karşısında direnmekte zorlanmakta, sigortasız, güvencesiz çalıştırılma koşulları altında tüm haklarından yoksun bir vaziyette gittikçe parya (köle) konumuna düşmektedir. Tüm bu gelişmeler karşısında sözüm ona bir işçi konfederasyonu(ki Türkiye’nin en geniş kitle tabanına sahiptir) işsizlik ve istihdam sorununun nüfus artış oranından kaynaklandığını iddia ediyor ve nüfus sorununun işsizlik ve istihdam sorununun çözülmesinde stratejik bir faktör olduğundan dem vuruyor. Yine raporun bir başka maddesinde de özel kesim için özendirici politikaların uygulanmasını salık veriyor(sanki yeterince yapılmıyormuş gibi). Demek ki Türk-İş uygulanan neoliberal politikaları yetersiz buluyor, yeterince özelleştirmenin yapılmadığını, özelleştirmelerle işlerinden atılan işçilerin ve emekçi halkın peyderpey yoksullaşmasında bir problem görmüyor ve mümkünse bunun daha da şiddetlendirilmesini talep ediyor. Sermaye sahiplerinin ceplerinin yeterince dolmadığını düşünüyor, bunun en açık ifadesi budur. 58 yıllık bir geçmişi olan bir sendika konfederasyonunun işsizlik sorununa getirmiş olduğu çözüm şüphesiz tarih ve deneyim eksikliğinden kaynaklanmıyor, zira kendi tarihleri ve deneyimleri tam da bu tür işçi sınıfı ve sosyolojik halk gerçekliği ile ilgisi bulunmayan, bilimsellikten uzak, işçi sınıfının haklı mücadelesini sürekli olarak sistematik bir şekilde pasifize, mümkünse yok etmek amacına uygun düşer. Çünkü kuruluş amacı da budur zaten.

İşçi sınıfının mücadelesini tarihsel-sosyal olarak bastırmak da burjuvazinin ve onun çevresindeki kurum ve araçların temel görevidir. Çünkü bu kendi yağma sistemlerinin devamlığı açısından hayatî bir önem taşımaktadır. 18.yy.ın sonlarında Thomas R. Malthus Nüfus İlkeleri Üzerine Bir Deneme adlı bir eser yayınlamış o dönemde burjuvazi ve onun ücretli yazar çizer takımı tarafından çalışma heyecanla karşılanmış ve esere övgüler dizilmiştir. Teori genel olarak, nüfus artış oranının doğal kaynaklara oranla daha yüksek olduğunu ve bu oranın da gün geçtikçe artacağını ifade etmiş, sonuç olarak doğanın insan ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacağını belirtmiştir. Yani nüfusun bir kesiminin sorun oluşturduğunu ifade etmiştir (ki bu kesim yoksul köylüler ve işçilerdir). Marx ve Engels bu teoriyi şiddetle eleştirmiş ve nüfus sorununun kapitalist üretim biçimlerinden kaynaklanan bir sorun olduğunu ifade etmişlerdir. “Gelişimin her aşaması kendi nüfus teorisine sahiptir” demişler ve bu teorinin burjuvazinin ikiyüzlülüğünün bir sonucu olduğunu ifade etmişlerdir. Gerçekten de öyledir çünkü “fazla nüfus” genel olarak yoksul köylülerden ve işçi sınıfından meydana gelmektedir. Kapitalist yağma düzeninde bunlar fazla nüfus olarak belirlenmiş ve toplumun huzur ve refahı için bu nüfus kütlesinin ortadan kaldırılması gerektiği düşünülmüştür. 18.yy.dan günümüze egemen sınıflar ve onların işçi ve emekçilerin sorunlarını belirleme ve bunlara çözüm bulma yöntemleri her ne kadar şekil ve içerik olarak değişse de içerik olarak pek bir değişikliğe uğramamıştır. Türk-İş’in işçi ve emekçilerin sorunlarına geliştirdiği çözüm bize bunu göstermektedir. Türkiye işçi sınıfı hareketinde 1970 15/16 Haziran, 1989 Bahar eylemleri, 1992-94 Zonguldak maden işçileri direnişleri gibi kütlesellikleri, kararlılık ve militanlıklarıyla işçi sınıfı hareketine yön veren işçi kitle eylemlerinden sonra Türkiye işçi sınıfı mücadelesi tarihindeki en cüretli ve en militan eylem olan TEKEL Direnişi’nin başından beri direnişi sönümlendirmek için devlet tarafından görevlendirilen Türk-İş direnişin başından sonuna kadar işçi sınıfı ve emekçi halk düşmanlığını bir gün olsun gizlememiştir ve yapabildiği ölçüde direnişi kırma yolunda elinden geleni ardına koymamıştır. Fakat işçilerin karalılıkları ve direniş azimleri Türk-İş’e kısmen de olsa geri adımlar attırmıştır. En son tahlilde direnişin 78. gününde Türk-İş direnişin çadırlarını kaldıracağını duyurmuş ve kısmen de olsa amacına ulaşmıştır. Tüm bunlara rağmen TEKEL Direnişi son yıllarda Türkiye işçi sınıfı hareketi açısından çok yönlü dersler çıkarılacak bir direniş olarak tarihe geçmiştir. Türk-İş tüm yıldırma politikalarına karşın işçi sınıfının direngenliğini engelleyememiştir. Bu anlamda grev kırıcılıkla, devlet sendikacığıyla, işçi sınıfı ve emekçi düşmanlığıyla bilinen Türk-İş’in işsizlik sorunuyla ilgili çözüm önerisi de bizi şaşırtmamalıdır. Çünkü kurumsal olarak dayandığı, hizmet ettiği devleti ve onların düzenini suçlayıcı, teşhir edici bir söylemde veya eylemde bulunamaz. Türk-İş bu tarz rapor vb. gibi halk ve emekçi gerçeğiyle ilgisi bulunmayan çalışma ve eylemlerle kapitalist yağma düzeninin her geçen gün işçi ve yoksul halk kesimleri üzerinde artan ve onları günden güne sömürüp yoksullaştıran politikalarını gizleme ve yine suçu yoksul ve emekçilerin (onların nüfuslarının) üstüne yığma çabasından başka bir şey değildir.Taşeronlaşmalarla, güvencesiz çalıştırmalarla ülkede hemen her gün işçiler hayatlarını ve geleceklerini kaybetmektedirler.

Dört aydan kısa bir süre zarfında 50’ye yakın maden işçisi iş güvenliğinden yoksun ocaklarda patronların kazanç hırslarına kurban gitmiştir. Diğer taraftan sendikaya üye oldukları gerekçesiyle Esenyurt Belediyesi, Sinter Metal işçileri…vb işten atılmışlardır.Yine yaşanan son krizle birlikte birçok kurum keyfî uygulamalarla işçilerin tüm haklarını gasp ederek işlerine son vermiştir. Bu gelişmeler paralelinde sendikanın görevi işçilerine sahip çıkmak, onların haklı hak arama mücadelelerine önayak olmak ve işçi-kitle mücadelesini yükseltmek olmalıdır, yoksa burjuvazinin çıkarlarını temel alan sahte, halk ve işçi gerçekliğiyle ilgisi bulunmayan söylem ve eylemlerle işçi sınıfı ve emekçi halkların taleplerini gizleyen, gizleyemediği zaman engel olmaya çalışan bir anlayış devlet sendikacılığının-sarı sendikalığın anlayışıdır. Ama yanlış olan birşey yok çünkü zaten Türk-İş de bu sıfata her zaman layık olmuştur, görev ve sorumluluklarını fazlasıyla yerine getirmektedir. İşsizlik ve istihdam sorunu kapitalist yağma düzenin bir sonucudur, kriz dönemlerinde kendini daha çok belli ettirir. Çünkü düzen kendi devamlılığını sağlamak adına işten çıkarmalarla, çalışma saatlerini uzatmakla, ücretleri düşürmekle tüm yükü yine işçi ve yoksul emekçi halk kesiminin üstüne bindirir.

Kapitalist yağma düzeninin yoksul emekçi halk kesimlerine sunduğu bin bir türlü zorbalık, yağma arasında işsizlik sorunu da bunlardan birisidir ve olmaya devam edecektir. Bu noktada işsizlik ve diğer sorunların kaynağını doğru tayin ve tespit etmek sorunun çözümünde başat bir rol oynayacaktır. Sorunun kaynağını yine işçi sınıfı ve yoksul halk kesiminin kafa sayısı olarak tayin etmek Türk-İş’in soruna kimin tarafından baktığının net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Türkiye’de işsizlik ve istihdam sorunu ancak teori ve pratik açısından Türkiye işçi sınıfı hareketinde henüz aşılamayan 15/16 Haziran Direnişi’nin devrimci ruhunu tekrar canlandırmak, işçi sınıfı ve emekçi halkların sendikal ve siyasal birliğini kurmak için herkesin elindeki tüm araç ve kurumlarıyla işçi sınıfı ve emekçi halkların safında birleşmesiyle aşılacaktır.

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi Eskişehir Çalışanları Adına: Tuncay Şur


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 856570
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.