İşçi Birliği

Etkinlik ve Duyurular

Google site içi arama

abone

Bildiri ve El İlanları

Üretimden Gelen Gücümüzü Kullanmak ve 26 Mayıs İzmir Eyleminin Düşündürdükleri

26 Mayıs 2010 eylemlerinin kararı, 22 Şubat 2010’da TÜRK-İŞ, DİSK, TÜRKİYE KAMU-SEN ve KESK tarafından, Türkiye’de emek mücadelesine yeni bir ufuk açan ve hepimizi umutlandıran TEKEL Direnişi’nin sürdüğü sırada alınmıştı. Bir önceki yıl İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarında Taksim alanına yıllar sonra girilmesi ve devletin Taksim alanını artık ‘1 Mayıs Alanı’  olarak tanımak durumunda kalması sonrasında, kendiliğinden gelişen TEKEL Direnişi sınıf mücadelesindeki hareketlenmenin göstergeleri idi.  25 Kasım iş bırakma eylemleri de ‘başarılı’ sayılabilecek nitelikte idi. Yine aynı konfederasyonlar  -büyük bir etki yaratacak güçte olmasa da- 4 Şubat’da yurt çapında iş bırakma gerçekleştirerek TEKEL Direnişi’ne desteklerini sunmuşlardı. Bu arada komşumuz Yunanistan’da, devletin ekonomik krizi bahane ederek, krizin bedelini emekçilere ödetecek nitelikteki uygulamaları her gündeme gelişinde yurt çapında günler süren grevler yapılıyor, emekçiler seslerini yükseltip üretimden gelen güçlerini kullanıyordu. Sonrasında TEKEL Direnişi 78. gününde (2 Mart 2010) sonlandırılacak ve TÜRK-İŞ eylemlere 1 Nisan’a kadar ‘ara verdiğini’ açıklayacaktı.

İşte böylesi bir ortamda konfederasyonların ortak kararı olan 26 Mayıs eylemleri için ‘genel grev’ deyimi tüm konfederasyonlara bağlı sendikalarda örgütlenmiş, sanayideki işçilerden eğitim emekçilerine,  doktorlardan taşeron işçilere tüm emekçilerin dilinde dolaşır oldu. … TEKEL Direnişi’nin sonlanması (TÜRK-İŞ buna ‘15-20 gün mola verme’  diyordu) sonrasında tüm konfederasyonlara uzun bir sessizlik çöktü. KESK’e bağlı sendika şubelerine merkezden çekilen fakslarda, genel merkezlerden gönderilen e postalarda belirtilen ‘26 Mayıs öncesi, eylemlerin önemini işleyen panel ve etkinlikler’in, işyeri gezilerinin, geniş katılımlı üye toplantılarının yapılması için zaman azalıyordu. Ve 17 Mayıs’ta Zonguldak’ta 30 madencinin hayatını kaybettiği ‘kaza’dan 4 gün sonra TÜRK-İŞ Genel Başkanı  Mustafa Kumlu, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, TÜRKİYE KAMU-SEN Genel Başkanı Bircan Akyıldız ve KESK Genel Başkanı Sami Evren imzalı ortak karar şöyle idi (http://www.kesk.org.tr/node/212):

-     26 Mayıs 2010 Çarşamba günü, Konfederasyonların üretimden gelen güçlerinin kullanılmasının nasıl gerçekleştirileceği konusunu kendilerinin belirlemesine;

-     26 Mayıs 2010 Çarşamba günü saat 13.00’de örgütlü bulunulan tüm işyerleri önünde Konfederasyonlar tarafından hazırlanan ortak metnin okunmasına;

-     ….

Bir süredir emekçilerin arasında dolaşan ‘genel grev’ heyecanının yerini bıraktığı uzun sessizlik bu noktaya gelmişti. Ardından TÜRK-İŞ ve TÜRKİYE KAMU SEN ‘genel grev’i 1 saatlik iş bırakmaya çevirdiğini açıkladı. KESK ve DİSK ise daha önce kararlaştırıldığı gibi 1 günlük ‘genel grev’ uygulayacaktı. Elbette böyle olmayacağı aşikârdı.

Sendikacıların amacı Genel Grev-Genel Direniş’in tanımını mümkün olduğu kadar daraltarak işçileri işyerlerini terk etmeden göstermelik iş bırakma eylemlerine mahkûm etmekten ibarettir. Oysa ‘üretimden gelen gücümüz’ yaşamı yaratanın bizler olduğu gerçeğinden gelir.  Bu durumda ‘genel grev’ ancak yaşamı yaratanların örgütlü bir şekilde üretmemesi, iş yerlerini terk etmeyerek üretim araçlarına sahip çıkması ile olanaklıdır. Ancak bu koşullarda yaşam duracak ve emekçiler ‘üretimden gelen güçlerini’ kullanabileceklerdir. Genel grev, öncesinde iş yerlerindeki toplantılarla bunların anlatılması, panellerde bunların tartışılması ile genel grev olur.

Bir gün öncesinden cep telefonuna sendika şubesinden gelen mesajı okuyan İzmir’deki KESK üyesi, iş yerine çekilen faksı eline alan işyeri temsilcisi; ertesi gün saat 11 de Basmahane meydanında olması gerektiğini, buradan DİSK ile yürüyüşe geçileceğini, saat 12.30’da da Konak meydanında basın açıklamasının okunacağını öğrenir…

İzmir’de 26 Mayıs eylemleri oldukça sönüktü. Birkaç bin kişilik (Eğitim-Sen ağırlıklı olmak üzere) KESK  ve (Genel İş ağırlıklı olmak üzere) bini aşmayan DİSK üyesi Basmahane meydandan Konak meydanına yürüdü ve burada basın açıklaması okundu.  Büyükşehir belediyesine bağlı taşeron park bahçe işçileri dikkati çekiyordu, tıpkı 1 Mayıs’ta olduğu gibi. Kitle saat 13.00’de dağılarak ‘grev’ e tüm gün devam etti.

Sendikaların eleştirilmesi ve düzeltilmesi gereken bu tutumlarına rağmen emek mücadelesinin yükseldiği bir dönemdeyiz. 26 Mayıs eylemleri gününde İzmir’de bazı işçilerin, TÜRK-İŞ’in bir günlük eylemi bir saate dönüştürmesi üzerine konfederasyon bölge temsilciliği binasını işgal etmesi küçük de olsa bunun göstergelerinden sadece biri. Her iş bırakma/eylem ardından yaptığımız eleştiriler ve bizlerin aldığı tutum bir sonraki iş bırakma/eylemin daha etkili olacağı ve ‘üretimden gelen gücümüzü’ kullanacağımızın işaretleridir. Yaşamı yaratan bizleriz, yarınlar biz emekçilerindir…

İzmir’den İŞÇİ BİRLİĞİ okuru bir emekçi


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.