Kore Yarımadası’nda yeniden savaş rüzgârları esiyor.
26 Mart 2010’da Kore Denizi’nde, Güney Kore’ye ait Cheonan isimli savaş gemisi batmış, gemide bulunan 46 mürettebat hayatını kaybetmişti. Önceleri konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınan Güney Koreli yetkililer, Obama yönetiminin Kuzey Kore’yi suçlaması üzerine bu olayda Kuzey Kore’nin parmağı olabileceğini giderek daha yüksek sesle dile getirmeye başladılar. En sonunda 20 Mayıs’ta, savaş gemisinin Kuzey Kore’nin fırlattığı bir torpidoyla batırıldığını, Kuzey Kore’nin ambargo ve hatta askeri yollarla cezalandırılması gerektiğini açıkladılar. Güney Koreli yetkililer bu açıklamayı, İngiltere, Avustralya, ABD ve kendi ülkelerinin temsilcilerinden oluşan ve Güney Kore ordusunun denetlediği bir “uluslararası inceleme ekibinin” raporuna dayandırdı. Ekibe Çinli ve Rus uzmanlar alınmamıştı. ABD, Japonya, İngiltere ve Avustralya hiç zaman geçirmeden Kuzey Kore’ye karşı bir kınama mesajı yayınladı.
Olayla hiçbir ilgisi olmadığını, böyle bir eyleme girişmekte hiçbir çıkarı bulunmadığını, kendisine yönelik bir ambargo ya da askeri saldırının savaş nedeni sayılacağını belirten Kuzey Kore, bu iddiaların gerçekliğini araştırmak üzere bir inceleme grubunu Güney Kore’ye gönderdi. Güney Koreli yetkililer inceleme grubunu ülkeye almadı. Aynı gün Güney Kore Başkanı Lee Myung Bak, yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında suçlamalarını tekrarladı, Kuzey Kore’ye ait gemilerin Güney Kore’ye girmesini yasakladı.
Kuzey Kore buna karşılık Güney Kore’yle tüm resmî ilişkilerini dondurdu.
Bunun üzerine, Güney Kore’ye ait savaş gemileri Kuzey Kore deniz sahasını defalarca ihlal ederek çatışma ortamı yaratmaya çalıştı.
Güney tarafının gerilimi tırmandırmasını ve büyük çaplı bir savaş ortamı yaratmasını fırsat bilen Obama yönetimi, yeniden çıkması muhtemel bir Kore savaşı için ordusunu teyakkuza geçirdi, bölgeye asker yığdı, Japonya’ya baskı yaparak bu ülkedeki askeri üssünün kapatılmasını engelledi ve Kuzey Kore’ye karşı tavır alması için Çin’e baskı yaptı. Bu yılın Kasım ayında yapılacak olan ABD Kongre seçimleri öncesi kendisini pasiflikle suçlayan Cumhuriyetçilere “güçlüyüm” mesajı verdi.
Güney Kore’deki gerici yönetim de bu gerilimden Kore’nin birleşmesini isteyen ilerici güçleri kovuşturmak, Güney Koreli işçilerin mücadelelerini bastırmak ve yerel seçimler öncesi ülkeyi savaş ortamında tutarak kendi egemenliğini pekiştirmek için faydalanmış oldu.
Mehmet İnce