15 yıldır aynı iş yerinde çalışan bir işçi arkadaş soruyor:
"Fabrikada çalışan geçici işçiler var. Sözleşmeleri bitince yenilenmiyor, onlar gönderilip yerlerine yenileri alınıyor. Bu arkadaşlar bana soruyorlar, biz çalışmak istediğimiz halde sözleşmelerimiz neden yenilenmiyor diye. Şirket geçici işçilerin sözleşmelerini neden uzatmıyor?"
İşçiler sendikalı olduğundan beri, şirket en bilinçli işçilerden başlayarak sürekli işçilerin sayısını azaltıp, yerlerine geçici işçi işe alıyor. Makineleri emanet edeceği işlerde tecrübeli işçileri kullanırken, etiketleme, kutulama vb. gibi basit el işlerini geçici işçilere yaptırıyor. Altı ay lık sözleşme yapılan bu işçilere, sözleşme bittiğinde güle güle denilerek, yeni bir altı aylık işçi kafilesi işe alınıyor. Yapılan işler değişmiyor, işçi sayısında büyük çaplı dalgalanmalar yok, olacak gibi de görünmüyor, yeni gelen işçiler giden arkadaşlarının yaptığı işi aynen devam ettirecekler. Bu durumda, işçiler, neden aynı iş için sürekli farklı insanların çalıştırılması gerektiğinin mantığını anlayamıyorlar. Hatta belki sözleşme bittikten sonra da çalışmaya devam edebiliriz umudunu koruyorlar.
Mantıksızlığı işçilerin kafasını karıştıran bu döngünün basit açıklaması, iş yasasının maddelerinde yatıyor. Yasanın belirli süreli iş sözleşmesini düzenleyen maddesi, aynen şöyle diyor:
"Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir."
Yani şirket sözleşmelerini yenilese, bu işçiler geçici olmaktan çıkacak, sürekli çalışan diğer işçilerle aynı yasal hakları kazanacak. Şirketin, kendi bünyesinde çalıştırdığı hukukçular, danıştığı hukuk müşavirleri, gerektiğinde başvurduğu avukatlık büroları var. Burjuvazi, kanunları iyi biliyor, hangi davranışın kendisine ceza getireceğini, hangisinin serbest olduğunu inceleyip hareket ediyor. Şirketin genel merkezi de, bütün yöneticileri uyarıyor: "Kanunlara uyun! Kanunlara uymamaktan elde edilecek küçük bir kazanç, muhtemel bir sansasyon yüzünden borsadaki hisselerimizin yaşayacağı kayıbın yanında hiç kalır." İşte bu yüzden, şirket yöneticileri kanuna uygun hareket etmek için, sözleşmesi biten işçileri işten atıp, yerlerine yenilerini alıyorlar!
Yasanın bu maddesi, görünüşte, işçilerin haklarını korumak için yazılmış. Burjuvazi, belirli süreli iş sözleşmesini, geçici bir nedenle kısa süreliğine işçi almak zorunda kaldığı gerekçesine dayandırıyor. Bu maddeyle, burjuvazinin bu bahaneyle yaptığı sözleşmeyi tekrar tekrar yenileyerek gerçekte sürekli çalıştırdığı işçiyi geçici gibi gösterip yasal haklarından mahrum etmesinin önüne geçileceği düşünülmüş. Böylece, "geçici işçilik istisnadır, sürekli işçilik kuraldır" ilkesine görünüşte aykırılık yok.
Fakat yasa, mantığı gereği, "tek tek işçilerin" patronlarla yaptığı kişisel sözleşmeleri dikkate alıyor. Bir işçi, sürekli yenilenen sözleşmesiyle haksız yere geçici işçi statüsünde çalıştırılırsa yasa buna karşı çıkıyor, fakat burjuvaların emrinde bütün bir işsiz insan kitlesi hazır beklediğinden, onlar tek tek işçilerle sözleşme yenilemiyor, ama bütün bir işçi kütlesiyle sürekli yeni sözleşme yapıyorlar, yapılan iş aynı, sözleşme aynı, sadece altına atılan imzalar farklı. Böylece burjuvazi, bunlara daha düşük ücret veriyor, tazminat haklarını ellerinden alıyor vb, ama yasaya karşı gelmemiş oluyor. Tek tek işçileri geçici işçi statüsünde sürekli çalıştırmak yasak, ama bütün bir işçi sınıfını bu şekilde sakatlamak serbest. Bütün iş kanunun özü bu!
Kapitalist üretim düzeni, sermayenin canlı emek üzerinde hakimiyetine dayandığından, sermayenin emekçi sınıfı mümkün olan en düşük ücretle çalıştırmasını ve kendi istediği zaman, istediği yerde üretime sokup tekrar üretimin dışına atabilmesini gerektiriyor. İşçiler, burjuvazinin elinde oyuncak olarak, daha bir işi tam öğrenmeye başlamışken kapı önüne konuyor, bir kaç ay asgari ücrete razı olup, sonra tekrar işsiz kitlesine katılıyorlar. Böylece kapitalist sistemin damarlarını tıkamayan ucuz bir kan dolaşımı sağlanmış oluyor. Yasa, işte bu devridaime uygun şekilde hazırlanmış.
Bu küçük örnek gösteriyor ki, işçiler, oradan oraya atılmaktan, burjuvazinin elinde oyuncak olmaktan kurtulmak istiyorlarsa, yasaları iyi öğrenmek, mevcut yasalarda kendilerini koruyan neler var ve bunlarda düzeltilmesi gereken nelerdir belirlemek, ayrıca, tek tek değil, örgütlü şekilde bir araya gelerek mücadele etmek zorundadırlar. Karşılarındaki sınıfla ilişkilerini düzenleyen yasaları bireysel değil, sınıfsal açıdan değerlendirmelidirler. Günlük hayatında patronlarla karşı karşıya gelen sıradan, herhangi bir işçi yasaları ve haklarını öğrenmeyi talep ediyor, ama imkanları sınırlı. Daha bilinçli işçilere bu talebi karşılama görevi düşüyor.
Fikri Ateş