Bütün ülkelerin işçileri birleşin!
Herkesin yeteneğinden herkese ihtiyacına göre!

İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Siyasal İslamın Gelişim Süreci, AKP ve Son Gelişmeler

Siyasal İslâmın Gelişim Süreci: Bölgemizde siyasal İslâmın asıl gelişme yılları  1970’li yılların sonlarıdır. Bu dönemde gerçekleşen iki önemli gelişme doğru halkayı yakalamak için önemlidir.

Birincisi, İran Şahı Rıza Pehlevi iktidarının işçi sınıfının öncülük ettiği 1979 Devrimi ile devrilmesinin ardından çelişkili bir sürecin sonucunda Ayetullah Humeyni önderliğinde mollaların iktidara gelmeleri. İkincisi, Sovyetler Birliği’nin (SB) Afganistan’a girmesiydi.

İran şahı Rıza Pehlevi’nin iktidardan düşürülmesiyle ABD emperyalizmi bölgedeki en güvenilir müttefikini kaybeder. Aynı dönemlerde Sovyetler Birliği'nin Afganistan’a girmesi bölge dengesini ilerici güçler lehine sarsar.

Bölgedeki gelişmeleri lehine çevirmek doğrultusunda ABD emperyalizmi komünizmi "yeşil kuşak”la sarmalayacak projeyi etkin hale getirir. Bu projeye göre bölgedeki İslâmî hareketler siyasallaştırılacak, desteklenecek ve komünizme karşı üs olarak kullanılacaktı.

Komünizmin çepeçevre sarmalanması doğrultusunda Pakistan, Afganistan, Türkiye'deki İslâmi hareketler desteklenecekti, desteklendi de. Afganistan'daki İslâmî hareketler 'Sovyet İşgali'ne karşı desteklenirken, Pakistan ve Türkiye'de Askerî faşist cuntalar tezgâhlanır ve bunlar üzerinden tarikatların, cemaatlerin önü açılır.

Mollalar iktidarı da İran’da sınıfsal ve ulusal mücadele veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), TUDEH ve Halkın Fedaileri’ni zor kullanarak ezerken; emperyalizmin işbirlikçileri Pakistan ve Türkiye’deki askeri faşist iktidarlar da sol ve devrimci muhalefeti şiddet temelinde ezer.

Coğrafyamız açısından gelişmeleri ele aldığımızda devrimci, sosyalist hareketin ezilmesiyle etkinlik kurduğu yoksul emekçi semtlerinde yaşanan boşluk, askerî faşist cuntanın desteklediği tarikat ve cemaatler tarafından doldurulur. Cunta, tarikatların ve cemaatlerin önünü açarken, İmam Hatip okulları ve Kuran kurslarından da yararlanır. Kürt ulusal kurtuluş hareketinin gelişmesinden sonra aynı yöntem Kürdistan'da da uygulanır.

Siyasal İslâm da bu ortamlardan yararlanarak ekonomik ve siyasal alanda hızla gelişmeye başlar ve dikkat edilirse yaşanan süreçlerle birlikte siyasal İslâm’ın en güçlü olduğu yerler yoksul emekçi semtleriyle Kürt illeri olur.

Özal iktidarı döneminde Arap ülkeleriyle geliştirilen ilişkilerden sonra “İslâmî sermaye” hızla gelişme sağlar; özellikle sanayi ve finans alanında büyük gelişmeler yaşanır. Ayrıca Avrupa'da çalışan Türk işçilerinden ortaklık vb. adlarla toplanılan dövizler siyasal İslâm’ın gelişmesinde önemli bir katkı sağlar.

 AKP’nin Ortaya Çıkışı: Yaşanan gelişmeler İslâmî sermayenin hızla gelişmesi ve holdingleşmesini sağlarken İslâmî hareketin sınıfsal açıdan ayrışmaya başlamasına neden olur. Refah Partisi’nden AKP’nin çıkması ve sonrasında AKP-Saadet ayrışması bu gelişmenin ürünüdür. Hızla gelişen İslâmî sermaye ile geleneksel burjuva kesimler arasındaki çıkar çatışması ortaya çıkmaya başlar. Sürecin başlarında AKP’de ifadesini bulan holdingleşen/tekelleşen İslâmî sermaye (ki muhafazakâr orta sınıfların önemli bir kısmının desteğini de almıştır) çok dikkatli davranır ve geleneksel tekelci sermaye gruplarıyla çatışmamaya özel şekilde dikkat eder. Ancak AKP’nin 2. kez iktidara gelişiyle durum farklılaşmaya başlar.

AKP’nin Yeniden İktidara Gelişiyle Yaşanmakta Olanlar: AKP’nin 2. defa iktidar oluşuyla birlikte geleneksel sermaye gruplarını gerileterek alan kapma mücadelesi ön plana çıkmış ve bu aşamadan itibaren sık sık rakip burjuva klikleriyle arasında çatışkılar yaşanmaya başlamıştır.  Hâkim sınıflar arasındaki bu mücadelelerin dışavurumu  kimi zaman “laik-anti laik”, “devletçilerle-siviller”, “ordu-AKP”, “Yargı-AKP” ve kimi zaman Doğan Holding nezdinde AKP-TÜSİAD biçiminde kendini göstermiştir/göstermektedir. Bu tepişmeler sırasında AKP’de ifadesini burjuva kliğin “devletçileri”, “laikçileri” gerilettiği,  orduyu ve yargıyı belirli bir hizaya getirdiği, TÜSİAD’ta örgütlenen burjuva kliğinden bazılarının etki alanını sınırladığı biliniyor.

Sonuç:  Burjuva klikleri arasında yaşanan bir it dalaşıdır. İşçi ve emekçileri kimin ve nasıl daha fazla soyacağı dalaşıdır. Bu türden dalaşların demokrasiyle, demokratikleşmeyle bir ilgisi bulunmuyor. AKP hükümeti bugüne kadar gelip geçmiş en Amerikancı, en emperyalizm yardakçısı hükümetidir; emperyalizm ve özellikle ABD emperyalizmi adına bölge halklarının kalbine saplanan zehirli bir hançerdir. AKP hükümeti aynı zamanda coğrafyamız açısından işçi sınıfı, emekçilere ve ezilen tüm kesimlere en ağır şekilde saldıran hükümetlerin en başlarında yer almaktadır. AKP’nin -halen devam eden- eğitim ve sağlık hakkına nasıl saldırdığını hatırlamayan var mı? “Demokratik açılım” eşliğinde milyonların desteklediği DTP’yi nasıl kapattığı ve Kürt halkına yönelik çocuk kadın demeden nasıl dizginsiz saldırdığını bilmeyen var mı? TEKEL direnişi nezdinde işçi sınıfına neler yaptığını ve neleri dayattığını duymayanımız kaldı mı? … AKP’nin TEKEL işçilerine yönelik tavrı, AKP’nin sınıfa bakış açısının somut şeklidir. Zira AKP’nin Emperyalist sermayenin yerli ortaklığı-işbirlikçiliği, yardakçılığı ve ezilenlere karşı saldırgan tutumu varlık koşulunu oluşturan etkenlerin başında yer alıyor.

Burjuvazinin it dalaşında kazanan kim olursa olsun kazanacak tarafın ilk yapacağı şeyin işçi sınıfı, emekçiler ve tüm ezilenlere saldıracağından kimsenin kuşkusu olmasın. İşçi sınıfı ve emekçilerin bu kavgada kaybeden olmaması için bu it dalaşının bir tarafında olmak değil, kendi bağımsız sınıfının çıkarları doğrultusunda bir örgütlenmeye ve mücadele etmeye gereksinimi vardır. Tüm emek güçlerini bir rotada buluşturma hedefini kuşanan güçlerin bu noktaya daha fazla emek harcaması gerekmektedir.

Akman Eriş Hannaoğlu 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 717579
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.